Untitled Document
         
Alperenler
Turk islam ulkusu   Yazarlar..
  Ahmet KABAKLI
  Dr. Fatih BAĞCIOĞLU
  Dr. Mehmet GÜNEŞ
  Dündar TAŞER
  Şeyh Edebali'den...
  Galip ERDEM
  Gazi Hüseyin KILBAŞ
  Gürbüz AZAK
  Hüseyin SALTUK
  Kadir DURAK
  Mahir K. DAMATLAR
  Muhalif - 28 Şubat
  Musa Duran KURU
  Recep KÜÇÜKİZSİZ
  Röportaj - 12 Eylül
  Röportaj - 28 Şubat
  Talha UĞURLUEL
  Y. KARAYUNUSOĞLU
  Yılmaz ÖZTUNA
Musa Duran KURU
 
Darbeciler değişse de, yağma düzeni ve yağmacılar değişmedi.


DARBECİLER PİYON MU?

      Darbeler, rejimi şekli olarak muhafaza edip, kendi iktidarlarını sürdürmek isteyenlerin kanlı birer senaryasu olabilir mi?

     KİMİ KİMDEN KURTARDILAR?
      27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve nihayet 28 Şubat 1997..
      Adı ister ihtilal, ister muhtıra, isterse "light darbe" olsun; demokrasiye yapılan müdahaleler "Türkiye'yi kurtarmak adına yapıldı.. Bu nasıl kurtarmaksa.. Her kurtarma opereasyonu sonrasında yeni tehlikeler ortaya çıktı.. Öyle tehlikeler ki, herbirinden Türkiye'yi kurtarmak için yeni darebeler yapmak zorunda kalındı!..

     Yoksa darbeler, yeni darbelere gerekçe üretmek için mi yapıldı? 28 ŞUBAT ' IN HEDEFİ NEYDİ? 12 Eylül 1980 ihtilali, Türkiye'yi kurtarmak için yapılmıştı.. Demokrasiye yeniden geçildikten hemen sonra, 1984' te Eruh ve Şemdinli 'de kitle katliamı yapan bölücü örgüt PKK nerede ve nasıl palazlandı? Sağ ve solu ezmek isteyen darbeciler, bölücüleri unutmuşlarmıydı? 28 Şubat kararlarının hedefi bile bölücü terör değil di? O halde, 28 Şubatçılar Türkiye 'yi hangi tehlikeden kurtarmak istiyorlardı?

     "Türkiye'nin ilericilerine, bütün zinde kuvvetlerine düşen iş, memleketimizin en kudretli, en organize ve güvenilir kuruluşu olan ordunun etrafında kenetlenmektir. İçten ve dıştan gelecek gerici ve sömürücü her tecavüzü önleyecek olan ordudur." (İlhami Soysal, Yön Dergisi, 43. sayı)

     "Devrimci yolu açacak olanlar, bugünkü siyasal partiler değil, asker-sivil aydınlardan oluşan milliyetçi devrimcilerdir. Milliyetçi devrimciler ise, burjuvazinin sol yanı olarak nitelenen bir çevreden çıkan asker-sivil aydınlar toplumudur." (Uğur Mumcu, Türkiye'nin Yapısal özellikleri ve Anayasa Düzeni)

     Gerek Soysal gerekse Mumcu, Yön Devrim Grubu'nun basın sektöründeki önemli temsilcileriydi. Her ikisinin de amacı, girişe aldığımız cümlelerinde açıkca ifade edildiği gibi, "Ordu" 'yu araç olarak kullanıp hayallerindeki "devrim" 'i gerçekleştirmekti..

     Nitekim YDP eski Genel Başkanı Hasan Celal Güzel, düşüncelerini açıkladığı için konulacağı cezaevine gitmeden önce yaptığı bir açıklamada şunları söylemişti:

     "TSK' ya Yön hareketi döneminde atılan tohumlar daha sonra dikkatsiz yetkililerin ihmali ile günümüze kadar gelmiştir."

     Güzel bu ifadeleri 28 Şubat sürecini izah etmek için kullanmıştı..

     Hatırlanacağı gibi, General Cemal Madanoğlu'nun sevk ve idaresindeki 9 Mart cuntası, 12 Mart'ta tasfiye edilmişti. Silahlı sosyalistler ülkeyi kan gölüne çevirirken, Madanoğlu liderliğindeki cunta idareye el koymanın hesaplarını yapıyordu. Her ne kadar başarılı olamasalarda amaçlarını gerçekleştirmek için çalışmaktan geri durmadılar ve Yön Dergisi etrafında toplanan malum çevreyle birlikte halkı "tek tip" leştirme projelerine devam ettiler.. Bu yolda Soysal ve Mumcu 'nun gösterdiği adrese uygun olarak öncelikli hedef olarak kendilerine "ordu" yu seçtiler.

     Soysal, Mumcu ve Güzel 'in ifadelerini altalta koyunca, ister istemez şöylesi sorular akla geliyor: 28 Şubat süreci 9 Şubat'ta başarılamayan şeyin 26 yıl sonra gerçekleştirilmek istenmesinin bir sonucu mudur?

     MGK'nin 28 Şubat 1997'deki toplantısında aldığı kararlar, resmi ideoloji dışında herhangi bir fikre tahammülü olmayan ve 65 milyonu "tek tip" birer vatandaş haline getirmek isteyenlerin çağın şartlarına uygun yeni bir manevrası mıdır?

     Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde kurulan BÇG'nin üzerindeki şaibeyi kaldırmak için Başbakanlık bünyesinde ihdas edilen BTK, bu amacı gerçekleştirmek için kurulmuş olabilir mi?

     Her on yılda bir maruz kaldığımız darbelerin bildirileri altalta konunca, resmi ideolojiye uygun "tek tip" insan yetiştirme isteği açıkca gözlenmektedir. O halde 12 Mart'çılar, 9 Şubat'çıları niçin tasfiye etmişlerdir? 9 Şubat operasyonu sadece bir göz boyamamıdır? Yoksa "tek tip" in nasıl olacağı konusundaki bir iç hesaplaşma mı?

     Türkiyenin kurtuluşunu "darbeler" 'de arayan zihniyet, değişik ideolojik gruplarda da "cuntasız bir yere varılmaz" düşüncesinin doğmasına sebep olmuş mudur? Bir türlü istediği evsafta halk oluşturamayan rejimin sık sık antidemokratik uygulamalara müracaat etmesi, "cunta hastalığı" 'na bağlanabilir mi? 12 Mart öncesi bir darbeyle yönetimi ele geçirmek isteyenlerin, taktik değiştirdikleri ve çağın söylemine uygun şekilde organize olup yeni yeni "cunta" şekilleri ürettikleri düşünülebilir mi? Bazı çevrelerce "postmodern darbe" olarak zikredilen 28 Şubat süreci için "Yön'cülerin yeni bir manevrası" denilebilir mi? Yön 'cülerin yeni cunta taktiği 'nin ana hatları, idareye silahlı güçle el koymak yerine "siyasetin ana hatlarını belirlemek" şeklinde özetlenebilir mi? Darbeler için, "rejimi şekli olarak muhafaza etmek isteyen güçlerin, kendi iktidarlarını sürdürmek için kullandıkları birer kanlı senaryo" tanımlaması kullanılabilir mi? 28 Şubat'ın üçüncü yıldönümüne yaklaştımız şu günlerde bu gibi sorulara vereceğimiz cevaplar son derece önemlidir...

Gaziantep Alperenlerinin Adres Bilgileri
Adres : Bey Mahallesi A. Edip Caddesi No:5 Şahinbey / GAZİANTEP
Son Güncelleme Tarihi : 11.05.2009
|
|
Gaziantep Alperen Ocakları © 2005 - 2009 |     Designed by YusufAli
Tüm Hakkı Gaziantep Alperen Ocaklarına aittir.