TÜRK DÜNYASINDA KİMLER KAPIŞIYOR?
TÜRK Dünyası’nda önemli plânlar göze çarpıyor. Bu
plânları, siyâset ve iktisat ağırlıklı ciddi kapışmalar diye adlandırmak
yanlış olmaz. Ortada beş oyuncu gözüküyor: İran, Çin, Rusya, Türkiye ve
ABD... Ve eksenler yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Birinci eksen: ABD,
Türkiye, Azerbaycan, Pakistan, İsrail ve Özbekistan’dır. (Lider,
ABD) İkinci eksen ise: Hindistan, İran, Ermenistan, Rusya, Kazakistan,
Çin. (Lider, Rusya) Bu iki eksen, görünmez (ama belli) bir ittifak
biçimini almak üzere.
Dünya hep yarınlar için ayakta. Üretmek, satmak, kazanmak üstüne
uykusuz. Bağımsızlığına 1991’de kavuşan Türk Dünyası elbette eksenlerde ve
dengelerde yerini alacaktır. Çin ve Rusya ile çok uzun sınırlara sahip
Türk Cumhuriyetleri hem bu iki dev ile birarada yaşamaya, hem de dış dünya
ile irtibatlanmaya mecbur. Ama 21’inci Asır kaygan bir devir olma
özelliği de taşıyacağa benzer. Eksenler ve ittifaklar arası değişimler
uzak ihtimal değildir.
Siyaset ve iktisat ağırlıklı kapışmaların, bölgede üç önemli aktörü
var. Türkiye, Rusya, İran... Üçü bir arada olamazlar. İkisi, diğerini saf
dışı etmek için gayretlenecektir. Türkiye ile Rusya, İran’a
karşı, Rusya ile İran, Türkiye’ye karşı, Türkiye ile İran, Rusya’ya
karşı müşterek tavır alabilir. Fakat her durumda Türkiye, avantajlarını
kullanacak, önemli roller üstlenecektir. Türkiye’nin ekonomik ve ticârî
sınırları, kaygıları, coğrafyasının ötesinde olmalıdır.
Rekabetler ard arda sökün edecek, rekabetlere karşı yeni işbirlikleri
de vücut bulacaktır. Kaçınamayız. Türkiye, şimdi en çetrefilli
politikalar önünde. Zaman, Türk Dünyası’nı getirip Türkiye’nin önüne
koymuştur. Ve tarih Türkiye’den önemli görevler
beklemektedir. Cumhuriyetimiz bu yeni ve bizden dünyayı başkalarına
buyur edemez. Yaban ve uzak iklimlerin nüfuz alanı olmasını da yan gelip
seyredemez.
Koruklar, sabır ile helvaya dönüşecektir. Çok ince, karşılıklı menfaate
dayalı, ciddî siyasetler güdülerek ve önemli fedakârlıklarla Türklük
âlemine güven verilmeli. Bu âlemde hâlen eski dönemin yöneticileri
hâkimdir. Bize ayak uydurmada ve iyi niyetlerimizi anlamada güçlük
çekebilirler. Hoşgörüyle karşılamalıyız. Ama, hedef ve istikametler
aynı kalmalı.
Görünür görünmez ittifaklar, mihraklar, değişip duracak. Suların
durulması için zamana ihtiyaç var. Bu durumda ümit kesmek ve barışıklık
dışına taşmak lüzumsuzdur. Evet, zaman, Türk Dünyası’nı getirip önümüze
koymuştur. Ve tarih, ve ekonomi ve yarınlar, Türkiye’den çok yeni ve
mühim görevler beklemektedir. Bu bekleyişe sırt dönemezsiniz. Ne
kadar çetrefilli ve çetin olursa olsun, bu imtihan verilecektir.
Türkiye’nin kaderi, kardeşleriyle beraberliği işaretliyor.
|