21. Yüzyılda Türk Milliyetçiliği
Türk milliyetçiliği, 21. yüzyıla, düşünce sistemini
ve hedeflerini yenilemiş olarak girmelidir. Başarının mutlak şartı budur.
İnsan haklarının yanında hayvan haklarını, yeşili ve çevreyi savunan,
otoriter temayüllerle ilgisi bulunmayan, yeni bir milliyetçilik terbiyesi
gerekiyor.
Her fikir akımı gibi Türk milliyetçiliğinin de nüansları,
hattâ çeşitleri vardır. Eskiden de vardı, bugün de mevcuttur. Ancak genel
ilkeler üzerinde mutabakat gerekir. Bir kısmı teklif edildikleri zamanda
bile yanlış, bir kısmı artık eskimiş fikirler, bizi
bağlamaz.
Türk milliyetçiliğinin, Atatürk’le bir problemi
olmadı. Bugün de yoktur. Zira Atatürk’ün gelmiş geçmiş en büyük Türk
milliyetçisi olduğu üzerinde ittifak vardır.
Türk milliyetçiliğinin
Osmanlı ile de bir probleminin olmaması, kesin ve vazgeçilmez bir şarttır.
Osmanlı kültürünün ve estetiğinin geliştirilerek yeni kuşaklara intikal
ettirilmesi gerekir. Yaşadığımız ve politik krize de dönüşen büyük kültür
buhranımızın temel sebebi, Osmanlı kültürü ile bağlantımızın kesilmesidir.
Hiçbir kültür, dolayısıyle hiçbir millet 500, hattâ 1000 yıldan daha kısa
bir müddette oluşmaz.Folklor malzemelerimiz yüksek kültür
şeklinde sunulamaz.
Türk milliyetçiliği, Batı’nın bütün teknolojisine
açık bulunduğu gibi, Batı kültürüne karşı bir çekingenlik içinde de
değildir. Batı kültürünü öğrenmek ve onunla irtibatlanmak şarttır. Kapalı
kültür diye bir şey yoktur. Kültürler karşılıklı etkileşimlerle
gelişirler. Kozmopolitlik bambaşka bir şeydir.
Türk
milliyetçiliği İslâm’ı, Osmanlı’nın algıladığı ve uyguladığı şekilde
anlar. Yahyâ Kemâl’in Türk Müslümanlığı dediği budur. Din ve Devlet
işlerini biribirinden ayırır. Başka dinlere ve mezheplere samimi hoşgörü
gösterir. Müslüman olmayan Türkler vardır. (Gagavuzlar, Karaylar,
Çuvaşlar, Yakutlar vs.) Onlar da bizdendir.
Türk milliyetçiliği, kesin
ve kat’î şekilde ırka dayanmaz. Türküm diyen, Türk aleyhtarı faaliyet
göstermeyen herkes Türk’tür.
Ekonomi alanında gelişmiş
ulusların standardına erişmek, diyebilirim ki, Türk milliyetçiliğinin en
büyük hedefidir. Bu gelişme, tam bir demokrasi içinde gerçekleşecektir.
Hem Avrupa Birliği, hem Türk ülkelerine doğru her alanda derinlemesine bir
dış politika, bizi yeni yüzyılın ilk çeyreği içinde Büyük Türkiye hedefine
ulaştıracaktır.
Türk milliyetçiliğinin, kökü mâzîde olan
âtîyim ilkesini bihakkın söyleyebilmesi lâzımdır.
|