DÜNÜ VE BUGÜNÜYLE KIRIM
Kırım Hanlığı, Altınordu denen Doğu Avrupa Türk Hakanlığı'ndan
ayrılarak 1419 yılında başlar. Giraylar denen hanedan, Cengiz Han
soyudur. Fatih Sultan Mehmed (saltanatı 1451-1481), Gedik Ahmet Paşa
komutasında Donanma-yı Hümayun'u Kırım'a gönderdi (183 savaş ve 290
nakliye gemisinden oluşan 473 parça). Paşa, Cenevizliler'den Kefe, Sudak
ve Mengüp sahil üslerini aldı. Bunun üzerine Kırım Hanı, Osmanlı
Devleti'ne tabi ve Osmanlı İmparatorluğu'nun bir parçası olduğunu kabul
etti.
Fatih'in Eseri
1 Haziran 1476 antlaşması, Osmanlı ile hiç savaşmadan Osmanlı birliğine
giren ve bugünkü Ukrayna'nın büyük bölümüne de egemen bulunduğu için bir
milyon kilometre kare toprak üzerine yayılan Kırım Hanlığı'nın ilhakının
ilkelerini tespit etti. Bu suretle Fatih, Boğazlar'dan sonra Karadeniz'i
de kapattı ve Karadeniz kıyısında Türkiye dışında başka bir devletin
toprağı kalmadı. Daha 1454 temmuzunda Kırım'a donanma göndererek, Selçuklu
Büyük Alaeddin Keykubad devrinde de Türkiye'ye bağlı bulunan Kırım
üzerindeki niyetini belirten Fatih, kuzeydeki eserini üç asır için
gerçekleştirmiş oldu.
Kefe'de bir sancak (il) kuruldu ve burası doğrudan Osmanlı yönetimine
alındı. Aynı zamanda bu suretle, iç idaresinde otonom olan Kırım Hanlığı,
yakından kontrol edildi. Bu sancakta Yavuz'un kardeşi Şehzade Mehmed,
valilik yaptı. Sonra Yavuz'un oğlu Şehzade (Kanuni) Süleyman, vali oldu.
Vali olarak şehzade ataması, Osmanlı'nın Kırım'a verdiği önemi
gösterir.
Giray Han
44 yıl tahtta kalan ve 1514'te 69 yaşında ölen Mengli Giray Han
(Mengli, bizim Türkçe'mizde benli demek), kızı Ayşe Hanım'ı, Trabzon
sancak beyi Şehzade Yavuz Selim'e verdi ve bu evlenmeden Beyhan Sultan'la
Şah Sultan doğdu. 1511-12'de Yavuz'un, iki ağabeyi ile taht mücadelesinde
Birinci Mengli Giray, damadını destekledi, hatta bir ara damadı Yavuz'u,
Kırım'da sarayında misafir etti.
Ada durumunda bir yarımada olan Kırım'da o asırlarda, bir buçuk milyon
Türk yaşıyordu. Bunlar, bizim gibi Oğuz-Türkmen grubundan değil, Kıpçak
grubundan Türkler'dir. Fakat bizim gibi Sünni-Hanefi-Maturidi'dirler. Çok
yoğun şekilde Osmanlı kültürünü benimsedikleri ve bizim Osmanlı şivesini
kullandıkları için, Kazan Tatarları denen Türkler'den
ayrılırlar.
Volga Kıyıları
Osmanlı düzeninde, piyadesi ve topçusu, istihkâmı olmayan, büyük Kırım
atlı ordusu, daima Osmanlı birlikleriyle beraber hareket etti. Kanuni
devrinde Kırım Hanları 25 yıl, Kazan Hanı da oldukları için, Osmanlı
egemenliği sağlam şekilde Volga'ya dayandı.
24 Mayıs 1571'de Moskova'yı fethettiği için "Taht-alan" denen Birinci
Devlet Giray Han, Birinci Mengli Giray'ın torunudur. Gene Moskova'ya giren
büyük bir asker, musıkimizde çok büyük bir bestekâr ve dilimizde seçkin
bir şair olan İkinci Gazi Giray, Devlet Giray'ın oğludur.
Ruslar'ın, Kırım'ı işgal ettikleri, 200 yıldan fazla oldu. O zamandan
beri sayısız Kırımlı, topraklarımıza aktı. Osmanlı Devleti'nde ve Türkiye
Cumhuriyeti'nde Kırım asıllı epey ünlü kişi vardır.
İsmail Gaspıralı
Asrımızın eşiğinde İsmail Bey Gaspıralı gibi müstesna bir fikir
adamı yetiştiren Kırım, 1944'te topyekûn, insanlık dışı, iğrenç, aşağının
bayağısı bir muameleye maruz kaldı, yarımadadaki bütün Türkler, son
ferdine ve yeni doğmuş bebeklere kadar, bir gece içinde, hayvan
vagonlarına kilitlendiler. Sovyetler Birliği'nin binlerce kilometre
uzaklıktaki ülkelerine sürüldüler. O ülkelerde vagonlar açılınca, Kırım
Türkleri'nin yerısı sağ çıkabildi.
Ancak Türk, 2700 yıldan beri kırılmakla tükenmemiştir. Yarım asırda
Kırımlı soydaşlarımız da kendilerine yabancı o Sovyet ülkelerinde
çoğaldılar. Sovyetler dağılınca bağımsız olan Ukrayna Cumhuriyeti'nde
otonom bir cumhuriyet olan 1500 yıllık anavatanları Kırım'a dönmeye
başladılar.
Bugün Kırımlılar, Ukrayna Cumhuriyeti'nin sadık vatandaşları, Kırım
Rusları'nın samimi komşuları, fakat bizim öz soydaşlarımızdır. Onlara her
türlü ekonomik ve kültürel yardım, boynumuzun borcudur.
Kırım sahilleri, Sinop'tan 350 kilometredir
|