|
Ülkücü Şehit Mehmet CANITEZ...
İzmir’in Hatay semtinde oturuyordu. Evli ve üç çocuk babası olup 43 yaşındaydı. İzmir MHP İlçe Yönetim Kurulu üyesiydi. Olay günü, sabahleyin evinden çıkıp tam otomobiline bineceği sırada önceden pusu kurarak beklemekte olan silahlı iki komünist militanın açtığı ateş neticesi vurularak şehit düştü.
VALLAHİ O ŞEHİTTİR…
İnsanı bazı özel hallerde beş duyusu yanıltabilir. Bu çok normaldir ama Ayşe Çavuş asla yanılmaz. Çünkü kimse onun bugüne kadar yalan söylediğine şahit olmamıştır. O bir subay hanımıdır. Belki bu sebepten belki de disiplinli olmasından dolayı herkes ona AYŞE ÇAVUŞ der.
Haklı bir davayı bu kadar basit insanların savunmasına kızan ve bu sebeple çevredeki Ülkücüleri pek sevmeyen Ayşe Çavuş, Hatay semtinin ağabeyi MEHMET CANITEZ’i tanıdıktan sonra öyle bir aşkla Ülkücülere sahip çıkmaya başlamıştı ki, artık yaptığı börekleri ülkücülere verir olmuştu.
Bir gün, sabahın yedi buçuğunda kapı çalınmış, Mehmet Ağabey bize gelmişti. Ayşe Çavuşla bir şeyler konuşuyordu. Ben kalkınca sözlerini bana da tekrarladı: “Aman ha Murat, sabahları bize gelme! Çünkü muhakkak seni öldürmek için bekliyorlar” Biraz sohbet ettikten sonra işe gitmişti.
Mehmet ağabey, birgün sonra, sabah erkenden gelip yine aynı uyarıyı tekrar etti. Bu duruma canım çok sıkılmıştı. Kahpe döllerinin üzerine gitmek için harekete geçtiğimi hissedince de evden çıkmayacağıma dair yemin ettirmişti. Mehmet ağabeyi görmeden akşamı zor getiriyordum. Huzursuz olmuştum.
Her gün bize uğrayan Mehmet ağabey o gün nedense gelmemişti. Ben yeminimi unutup hazırlık yapmaya başlamıştım. Mehmet ağabeye gitmek için ayakkabımı giyiyordum ki zile basıldı. Kapıyı açtım ama kapıda Yozgatlı Baki vardı. Kapının önünde dikilmiş hareketsiz duruyor, gözlerime bakamıyordu.
-Mehmet ağabey… diyebildi ancak. Konuşamıyor, dudakları büzülmüş, bir şeyler anlatmaya çalışıyordu…
Evden nasıl çıktım olay yerine nasıl vardık hiç hatırlamıyorum. 800 metre ilerideki evinin önüne geldiğimizde arabasının mermilerle delik deşik olduğunu görmüş deliye dönmüştüm. Kalabalığı yararak arabanın yanına gelince Mehmet ağabeyin hastaneye kaldırıldığını öğrendim. Kötü haber ise bize daha hastaneye varmadan ulaşmıştı bile…
Mehmet Canıtez ağabey şehit olmuştu. O sıralar, İzmir Ülkücülerinin sık sık yaptığı şehit törenlerinden biri daha kaçınılmaz olmuştu. Ertesi gün, 177. sokakta Çifte Minareli Cami’den yükselen selalar adeta, cennet yolcusunun gideceği yeri halka fısıldıyordu. Hatay Caddesi’ne doğru ilerleyen kortej, ana caddeden Çeşme Durağı’na dönmüştü ki, Ayşe Çavuş 70 küsür yaşına rağmen koşarak korteje yaklaştı…
Bundan sonrasını Ayşe Çavuş’tan dinleyelim: Oğlum caminin yanındaydım, yeşil bir tül desem değil, açık yeşil bulut desem o da değil… En iyisi, sizi gölgesine alarak güneşten koruyan bir perde diyeyim. İşte öyle bir şey vardı ve kortej ilerledikçe o da sizle beraber gitti. Acaba, ileride kaybolur mu diye siz Çeşme Durağı’na dönünce de koşarak gelip baktım. Gördüm ki o yeşil tül hala sizi koruyor sanki korteji kanatlarının altına almış. Hayatımda ilk defa böyle şey gördüm. Daha önce buna benzer olaylar derlerdi de inanmazdım. Vallahi o şehittir. Ben de şehadetine şahidim.
Ben ağlıyordum, arkadaşlarım ağlıyor, Ayşe Çavuş ağlıyordu. Artık, Hatay'ın Mehmet ağabeyi yoktu. Ardında taze bir gelin ve küçük yaşlardaki evlatları Kazım, Tayfur, ve Mehmet bırakıp gitmişti. Allahım, onları değil namerde merde de muhtaç etme. Amin.
|