cem akaş  
   
G İ R İ Ş  K A P I S I 

in english

giriş kapısı

cem akaş kimdir,
sebepleri nelerdir

bibliyografya

okuma malzemesi

deep freeze:
şefin salatası&vitriol

üzerine yazılar/söyleşiler

tek uçlu ipler

dinleme malzemesi

ağ komşuları

geldim, gördüm, diyeceğim var!

başkaları ne demiş?

e-mail

  28 mart 2005

pano:

g yayın grubu faaliyete geçti. siteyi gezip görmekte fayda var.

g yayın grubu - yazarlara koçluk, kitaplara doktorluk...

 

şefin salatası:

"edeb" dergileri-3:

kitap-lık - öznel bir monografi denemesi

 1993 yazıydı - yapı kredi yayınları olarak bir buçuk yıl içinde, 40'ı "doğan kardeş" dizisinden çıkan çocuk kitapları olmak üzere 120 civarında kitap yayımlamıştık, ama tanıtım, satış, dağıtım sorunlarını aşmakta zorlanıyorduk. o dönem için öncü sayılabilecek bazı girişimler tasarlıyorduk (bunların baş mimarı şahin beygu'ydu) - kitap kulübü, telefonla sipariş gibi uygulamalardı bunlar - "gavur"da yaygın olarak kullanılan ama burada bir türlü yerleştirilemeyen teknikler. bunların dışında bir de tanıtım bülteni hazırlama fikrimiz vardı, ama bunu sıradan bir bülten gibi değil, zenginleştirilmiş içeriğiyle bir dergi gibi hazırlamayı düşünüyorduk, üstelik de ücretsiz dağıtacaktık. ağırlıklı olarak yky kitaplarına yer verilecek, ama başka yayınevlerinin kitaplarının yanısıra, kitap dünyasından haberler, denemeler, kısa ama zevkli/neşeli parçalar da olacaktı içinde. derginin çatısını çatma işi, bu "brief"le birlikte bana verildi.

bir yandan da dergiye ad bulmaya çalışıyorduk. tuhaf bir tıkanma yaşıyorduk bu konuda - enis batur, şahin beygu, mehmet ulusel, turhan ılgaz, samih rifat ve ben, bir araya gelip duruyor, çeşitli zihin açma teknikleri uyguluyor ama sonuç alamıyorduk bir türlü. sonunda "kitap-lık" önerisi turhan ılgaz'dan geldi - açıkçası ben pek ısınamadım bu ada, ama daha iyisini bulmayı da becerememiştim, o yüzden sesimi çıkarmadım. sonradan bu tireli yazım lanetinin iyice yayılıp bezmemize yol açacağını bilseydim, çıkarırdım herhalde.

dergiyi oluştururken, ilk sayfasından sonuna kadar akacak bir damar olsun istiyordum - derginin editörünün "çıkıntı"lıklar yapacağı, mümkünse sululuğa kaçmadan esprili bir ton tutturacağı, dergiye bir "eda" kazandıracak ufak bölümler, hatta bazen bölüm bile değil, bölüm başlıkları... "edi'yle büdü"den esinlenerek dergi editörüne "büdütör" adının takılması ve "büdütöre mektuplar" köşesi açılıp düzmece mektuplar yayımlanması bunu bir örneğiydi; umberto eco'nun "okuma notları"na düzenli olarak yer verilmesi, başka yayınevlerinin kitaplarının "komşunun tavuğu" başlığı altında tanıtılması, "bu ayın en 'pozmodarn on kitabı" gibi listeler hazırlanması, "kitap test-isi", gergedan'ın "lobut"una benzer "gediktaşı" köşesi, "haber, verenindir"deki kısa ve matrak haberler, kitap odaklı astroloji köşesi "fal-lık", her ay bir yazara "gıcık" bir sorunun sorulduğu ve yanıtının yayımlandığı "kalemtraş" köşesi (ilk sayıda küçük iskender'e, nasıl bir kamera şakası tasarlayacağını sormuştuk), "bu bölümde her ay üç alıntı yayımlayacağız, ama kimden alıntıladığımızı söylemeyeceğiz. size düşen görev, bu satırlarım kime ait olduğunu bulmak, bulduğunuzda (ya da öyle sandığınızda) bize bunu yazılı olarak iletmek ve bizim kitaplardan birini ödül olarak kazanmaktır. muhtaç olduğunuz kudretin nerede mevcut olduğunu bildiğiniz varsayılmaktadır. bu bant kendisini on saniye içinde yok edecektir" tanıtımıyla başlayan "kimin vesikası" bölümü de diğer örneklerdi. tahmin edilebileceği gibi çok eğleniyordum.

kitap-lık eylül 1993'te ilk sayısını çıkardı. 27x41 gibi tuhaf bir boyutu, alışılmadık bir kağıdı vardı, 16 sayfaydı. dergi çıkarmanın belki de türkiye'ye özgü yanlarından birini kısa sürede keşfettim: ortalamanın, sıradanın biraz üstünde birşey yapıyorsanız (kendi malım diye söylemiyorum!) hemen tutkulu bir okuyucu kitlesi doğuyor ve bu kitle çok talepkar oluyor - yalnızca sizin çıkarmak istediğiniz türden bir derginin en iyisini talep etmekle kalmıyorlar, aynı zamanda bu derginin, kendi okumak istedikleri bütün dergileri de en iyi şekilde içermesini istiyorlar. "kitap-lık çok güzel, ama keşke sanat yazılarına da yer verseniz", "öykü yayımlayamaz mısınız?", "kendi kitaplarınıza fazla yer veriyorsunuz" türü yığınla mektup aldık. işin kötüsü, biz de iflah olmaz şekilde teşneydik buna. dergi, ilk formatını altı sayı sürdürdü; 7. sayıda sayfa sayısı 20'ye, 11. sayıda 24'e çıktı, 13. sayıyla boyutu tamamen değişti - 20.5x27 cm (yani eskisinin ikiye katlanmışı) ve 48 sayfa olarak başladı, iki aylık ve paralı oldu; bu formatın son örneği olan 30. sayı, 110 sayfaydı. bu sayfalarda da yky kitaplarının oranı tutarlı bir şekilde düştü.

mutfakta da bazı değişiklikler oluyordu bu arada. 1992 mart'ında yarı-zamanlı olarak çalışmaya başladığım yky'de, 93 yazında tam zamanlı çalışır olmuştum, ama daha bir-iki ay geçmeden, fulbright bursu kazandım ve 1994 sonbaharında amerika yolcusu olacağım anlaşıldı. bu durumda okul işlerine ve hazırlıklara ağırlık vermem gerekiyordu - yeniden yarı-zamanlı düzene döndüm. süreli yayın çıkarmanın koşuşturmasını bilenler, bilir - stresli iştir, ucundan tutularak yapılamaz, patron pimpiriklenir, kafasına birşey takıldığında çağırıp sormak ister, bulamazsa nahoş bir durum olur. nitekim öyle oldu - dördüncü sayı civarında bir gün işe geldiğimde genel müdürümüz turhan ılgaz'ın dergiyi benden habersiz cenk koyuncu'ya emanet ettiğini öğrendim. cenk'i seviyordum, yky'yi seviyordum - hır çıkarmadım, ama dergiye küstüm. arada sırada yazı vermek dışında da uzun süre elimi sürmedim. cenk iki sayı çıkardı dergiyi, sonra enis batur devraldı yayın yönetmenliğini. ardından bir "yazı işleri" (cenk koyuncu ve selahattin özpalabıyıklar vardı, ardından cenk gitti, aslı tohumcu geldi), sonra da bir yayın kurulu oluşturuldu (ilk üyeleri  aslı tohumcu, enis batur, mehmet ulusel, samih rifat ve selahattin özpalabıyıklar'dı). ben 13. sayıdan 20. sayıya kadar, "vigil" başlıklı bir köşe sahibi oldum ve new york'tan "bildirdim".

1995 yılının sonu, yky için önemli bir dönüm noktası oldu - enis batur, samih rifat, mehmet ulusel istifa etti (meşhur "nasreddin hoca" davası). güven turan genel yayın yönetmeni oldu. 1996'nın ilk kitap-lık'ı çıkmak bilmedi o yüzden - ocak sayısı martta çıktı. yayın kurulunda güven turan, selahattin özpalabıyıklar, özlem solok, ömer çendeoğlu, birhan keskin, çetin şan, ceyda akaş ve hilmi tezgör vardı o dönemde.

1996 şubat'ında türkiye'ye döndüm ben de. doktora için gittiğim columbia üniversitesi'nden master almakla yetinmiştim; bunun bir nedeni, amerikan akademyasından fena halde sıtkımın sıyrılması ve doktorayı bitirmek için gereken sürenin gözümde çok büyümesiyse, bir diğer nedeni enis batur'un yky'de güven turan'a yardım etmem konusundaki ricasıydı. o zamana kadar gerçek bir meslek opsiyonu olarak düşünmemiştim yayıncılığı - akademisyenlik yaparak, kitap yazarak yaşamayı düşünüyordum, yayıncılık olsa olsa bir yan uğraştı gözümde. eb'nin teklifi, bunları baştan düşünmeme yol açtı, daha doğrusu bir süredir düşündüğüm şeyleri artık sonuçlandırmamı sağladı. yayıncı olacaktım; doktoramı bitirecektim ve gerçek bir akademisyen olmayı gözden çıkarsam da dönemde bir "butik" ders vermeyi hedefleyecektim; bütün bunlar, kitaplarımı yazmamı engellemeyecekti.

mart ayında yky'de genel yayın yönetmeni yardımcısı sıfatıyla, yeniden tam zamanlı olarak çalışmaya başladım. yayınevinin dergi sorununu öncelikle çözmek gerekiyordu - kitap-lık gibi cogito ve sanat dünyamız da zor durumdaydı. benim fikrim, üç derginin koordinasyonunu tek elde toplamak, bu işi de yky'nin eski genel müdür yardımcısı ishak reyna'ya teslim etmekti - ishak iyişeyler'de cevat çapan'la birlikte çalışıyordu o sıralar. bir yıl gibi bir süre sonra, ishak yeniden aramıza döndü ve dergi koordinasyonunu ele aldı. ama ondan önce, kitap-lık'ın kendi problemini çözmek gerekiyordu, çünkü dergiyi fiilen çıkaran özlem solok, gön'ün çıkaracağı fol'a transfer olmuştu. sıkışık durumdaydık.

özen yula'yı aradım. ankara'daydı özen, doktorasını yapıyordu; yine de teklifimi neredeyse hemen kabul edip inanılmaz kısalıkta bir sürede tüm yaşam düzenini değiştirerek istanbul'a taşındı ve dergiyi çıkarmaya başladı; 1998 baharına kadar da (32. sayı) derginin yayın yönetmenliği görevini sürdürdü. bu dönemde yayın kurulu'nu daralttık - kalabalık toplantılarda laf uzayıp gidiyor, iş üretilemiyor, editörler de kendi işlerinden kalıyordu. bu arada enis batur 1997 mayıs'ında yky'ye dönmüş, ishak'la ben de haziran'da genel yayın yönetmeni olmuştuk. herşeyin yeniden kurulduğu, elden geçirildiği bir dönemdi. kitap-lık da, formatına sığmayan bir içeriğe bürünmüş, sil baştan ele alınmayı gerektirir hale gelmişti. toplantılar,tartışmalar, taslaklar, 31. sayısında kitap-lık'ın üçüncü sürümünü ortaya çıkardı - faruk ulay'ın keskin ve seçkin tasarımıyla dergi 230 sayfaya çıkmış, üç aylık olmuş, "edebiyat içeren kitap tanıtım bülteni" formatından tamamen çıkıp her sayısında bir (sonraları iki) dosya yapan, kitap tanıtımına da yer veren bir edebiyat dergisi haline gelmişti.

(devam edecek)