g yayın grubu - yazarlara koçluk, kitaplara doktorluk...
şefin
salatası:
"edeb" dergileri-3:
kitap-lık - öznel bir monografi denemesi, ikinci
bab
Yeni haliyle Kitap-lık, sanırım
Türkiye'nin en ciddi, en kalite edebiyat dergilerinden biri
haline geldi. Yapı Kredi Yayınları'nın tüm dergilerindeki
"dosya" anlayışı buraya da yansıyor, yazarlarla derinlemesine
söyleşiler yapılıyor, yerli ve çeviri ürünlere geniş yer
veriliyordu. Bu son konuda okurlardan eleştiri aldığımız bir
nokta vardı: hep aynı isimlere yer verildiğinden yakınılıyordu,
hatta hep benim yazılarımın yayımlandığını söyleyenler oldu.
Derginin benimsediği yazarlar olduğu elbette doğruydu,
yayınevinin yazarlarına da yer vermeye çalışmasıysa, yayın
politikası olarak tartışılabilir olsa da sonuçta çok garip
birşey değildi. Benim pek az öyküm yayımlandı Kitap-lık'ta,
birkaç çeviri ve kısa tanıtım yazıları yazdım gerçi, ama böyle
bir eleştiriyi haklı gösterecek bir durum yoktu bence.
Yayınevi açısından da bir sorunu vardı Kitap-lık'ın: bir sayısı
diğerine uymuyordu sayfa sayısı açısından, ama etiket fiyatı hep
aynı kalıyordu. 45. sayı, 360 sayfa çıkmıştı örneğin. Bu içerik
zenginliği ve fiyatının düşüklüğü, derginin satışlarını olumlu
etkilemiyordu oysa; tüm iddiasına karşın dergi, 1500 adet
civarında takılıp kalmıştı.
Çeşitli değişiklikler olmuoyr değildi:
34. sayıda Pelin Özer Savlı derginin editörlüğünü üstlendi, 44.
sayıda da Murat Yalçın (bu yazı yazıldığı sırada 82. sayı
piyasadaydı ve hala Murat yürütüyordu derginin editörlüğünü);
dergi 39. sayıda, yani Ocak 2000'de iki aylık oldu. 45. sayıda
bir kapak düzeni değişimi geçirdi, sağda içerik özetini veren
sütun kaldırıldı ve logonun altından silme görsel kullanılmaya
başlandı.
Kitap-lık'ın sorunlarını çözmek
için uzun toplantılar yaptık. Temelde biçim ve içeriğe ilişkin
iki saptama vardı: ciddi ve ağır bir dergi görünümü çiziyordu
Kitap-lık, ki bu iyi birşeydi, ama daha çok okura ulaşma
isteğine biraz ket vuran birşeydi aynı zamanda; daha rahat,
biraz daha gayrıresmi bir tasarım gerekiyordu. Faruk Ulay'ın
tasarımı, bence Türkiye'deki gelmiş geçmiş en iyi edebiyat
dergisi tasarımlarından biriydi, ama değiştirmemiz gerekecekti.
İçerik olaraksa dosyaların daha az akademik hale getirilmesi,
kitap dünyasından haberlerin, ilginç notların verildiği "Rüzgar
Gülü" köşesinin canlandırılması ve derginin her sayı 128 sayfa
çıkmasının sağlanması, ayrıca derginin aylık olması kararlaştırıldı.
Kitabın yeni tasarımını yapması için Yetkin Başarır'la anlaştık,
ilk iki sayının uygulamasını da Yetkin, Arzu Çakan ve ben,
bilgisayarın başına oturup birlikte yaptık.
Derginin yeni halinin nasıl
karşılanacağını merakla bekliyorduk - yeni halinden herkes
memnun değildi çünkü. İlk sayıda radikal bir sıçrama gösterdi
satışlar, sonra da 8000'lik bir ortalamaya oturdu. "Otomobil ve
Edebiyat", "Edebiyatçının 'Medeni Hal'leri", "Edebiyat ve
Keyif", "Metafor" gibi dosyalar özellikle beğeni topladı.
Operasyon amaçlarına ulaşmıştı.
71. sayıda Kitap-lık, kendisinin
ilk halini doğurdu: bu sayıdan itibaren kitap tanıtımları,
Babil Kulesi adlı ücretsiz bir eke taşındı. 32 sayfalık bu
ekin tasarımını Sadık Karamustafa ve ekibi yaptı, içeriğinin
oluşturulması yine bana havale edildi. On yıl öncesinin
heyecanını duyduğumu söylesem, abartı olmaz. Babil
Kulesi'nin kendi editörü vardı ayrıca - Selen Baycan. Ümit
Bayazoğlu da Akşam-lık'tan arta kalan zamanında bize
yardımcı oluyordu.
Bu sayı, benim Kitap-lık'taki
son sayım oldu aynı zamanda; o ayın sonu gelmeden, YKY'den
istifa ettim. 79. sayıda ciddi bir değişim daha geçirdi dergi -
şimdi yoluna bu yeni haliyle devam ediyor.
On yıl boyunca bilfiil çıkardığım,
çıkmasına yardımcı olduğum, nerdeyse hep yayın kurulunda yer
aldığım, kimi zaman uzaktan yazı göndermekle yetindiğim bu
dergiyi karışık duygularla anımsıyorum şimdi. Zaman zaman çok
sıkıldığım, yayın kurulu toplantılarına zorla girdiğim oldu; öte
yandan değişimleri tasarlamak, kimi dosyaları Esra Özdoğan'la
hazırlamak, Enis Batur ve Ayfer Tunç'la edebiyat dedikodusu
yapmak hep çok zevkliydi. Bugün yeni bir dergi çıkaracak olsam,
Kitap-lık gibi bir dergi çıkarmazdım; bu noktaya
gelebilmiş olmamı da Kitap-lık'a ve on yıl boyunca
derginin sorumluluğunu üstlenmiş olanlara borçluyum.