cem akaş  
   
G İ R İ Ş  K A P I S I 

in english

giriş kapısı

cem akaş kimdir,
sebepleri nelerdir

bibliyografya

okuma malzemesi

deep freeze:
şefin salatası&vitriol

üzerine yazılar/söyleşiler

tek uçlu ipler

dinleme malzemesi

ağ komşuları

geldim, gördüm, diyeceğim var!

başkaları ne demiş?

e-mail

  20 nisan 2005

pano:

.

g yayın grubu - yazarlara koçluk, kitaplara doktorluk...

 

şefin salatası:

"edeb" dergileri-3:

kitap-lık - öznel bir monografi denemesi, ikinci bab

 Yeni haliyle Kitap-lık, sanırım Türkiye'nin en ciddi, en kalite edebiyat dergilerinden biri haline geldi. Yapı Kredi Yayınları'nın tüm dergilerindeki "dosya" anlayışı buraya da yansıyor, yazarlarla derinlemesine söyleşiler yapılıyor, yerli ve çeviri ürünlere geniş yer veriliyordu. Bu son konuda okurlardan eleştiri aldığımız bir nokta vardı: hep aynı isimlere yer verildiğinden yakınılıyordu, hatta hep benim yazılarımın yayımlandığını söyleyenler oldu. Derginin benimsediği yazarlar olduğu elbette doğruydu, yayınevinin yazarlarına da yer vermeye çalışmasıysa, yayın politikası olarak tartışılabilir olsa da sonuçta çok garip birşey değildi. Benim pek az öyküm yayımlandı Kitap-lık'ta, birkaç çeviri ve kısa tanıtım yazıları yazdım gerçi, ama böyle bir eleştiriyi haklı gösterecek bir durum yoktu bence. Yayınevi açısından da bir sorunu vardı Kitap-lık'ın: bir sayısı diğerine uymuyordu sayfa sayısı açısından, ama etiket fiyatı hep aynı kalıyordu. 45. sayı, 360 sayfa çıkmıştı örneğin. Bu içerik zenginliği ve fiyatının düşüklüğü, derginin satışlarını olumlu etkilemiyordu oysa; tüm iddiasına karşın dergi, 1500 adet civarında takılıp kalmıştı.

Çeşitli değişiklikler olmuoyr değildi: 34. sayıda Pelin Özer Savlı derginin editörlüğünü üstlendi, 44. sayıda da Murat Yalçın (bu yazı yazıldığı sırada 82. sayı piyasadaydı ve hala Murat yürütüyordu derginin editörlüğünü); dergi 39. sayıda, yani Ocak 2000'de iki aylık oldu. 45. sayıda bir kapak düzeni değişimi geçirdi, sağda içerik özetini veren sütun kaldırıldı ve logonun altından silme görsel kullanılmaya başlandı.

Kitap-lık'ın sorunlarını çözmek için uzun toplantılar yaptık. Temelde biçim ve içeriğe ilişkin iki saptama vardı: ciddi ve ağır bir dergi görünümü çiziyordu Kitap-lık, ki bu iyi birşeydi, ama daha çok okura ulaşma isteğine biraz ket vuran birşeydi aynı zamanda; daha rahat, biraz daha gayrıresmi bir tasarım gerekiyordu. Faruk Ulay'ın tasarımı, bence Türkiye'deki gelmiş geçmiş en iyi edebiyat dergisi tasarımlarından biriydi, ama değiştirmemiz gerekecekti. İçerik olaraksa dosyaların daha az akademik hale getirilmesi, kitap dünyasından haberlerin, ilginç notların verildiği "Rüzgar Gülü" köşesinin canlandırılması ve derginin her sayı 128 sayfa çıkmasının sağlanması, ayrıca derginin aylık olması kararlaştırıldı. Kitabın yeni tasarımını yapması için Yetkin Başarır'la anlaştık, ilk iki sayının uygulamasını da Yetkin, Arzu Çakan ve ben, bilgisayarın başına oturup birlikte yaptık.

Derginin yeni halinin nasıl karşılanacağını merakla bekliyorduk - yeni halinden herkes memnun değildi çünkü. İlk sayıda radikal bir sıçrama gösterdi satışlar, sonra da 8000'lik bir ortalamaya oturdu. "Otomobil ve Edebiyat", "Edebiyatçının 'Medeni Hal'leri", "Edebiyat ve Keyif", "Metafor" gibi dosyalar özellikle beğeni topladı. Operasyon amaçlarına ulaşmıştı.

71. sayıda Kitap-lık, kendisinin ilk halini doğurdu: bu sayıdan itibaren kitap tanıtımları, Babil Kulesi adlı ücretsiz bir eke taşındı. 32 sayfalık bu ekin tasarımını Sadık Karamustafa ve ekibi yaptı, içeriğinin oluşturulması yine bana havale edildi. On yıl öncesinin heyecanını duyduğumu söylesem, abartı olmaz. Babil Kulesi'nin kendi editörü vardı ayrıca - Selen Baycan. Ümit Bayazoğlu da Akşam-lık'tan arta kalan zamanında bize yardımcı oluyordu.

Bu sayı, benim Kitap-lık'taki son sayım oldu aynı zamanda; o ayın sonu gelmeden, YKY'den istifa ettim. 79. sayıda ciddi bir değişim daha geçirdi dergi - şimdi yoluna bu yeni haliyle devam ediyor.

On yıl boyunca bilfiil çıkardığım, çıkmasına yardımcı olduğum, nerdeyse hep yayın kurulunda yer aldığım, kimi zaman uzaktan yazı göndermekle yetindiğim bu dergiyi karışık duygularla anımsıyorum şimdi. Zaman zaman çok sıkıldığım, yayın kurulu toplantılarına zorla girdiğim oldu; öte yandan değişimleri tasarlamak, kimi dosyaları Esra Özdoğan'la hazırlamak, Enis Batur ve Ayfer Tunç'la edebiyat dedikodusu yapmak hep çok zevkliydi. Bugün yeni bir dergi çıkaracak olsam, Kitap-lık gibi bir dergi çıkarmazdım; bu noktaya gelebilmiş olmamı da Kitap-lık'a ve on yıl boyunca derginin sorumluluğunu üstlenmiş olanlara borçluyum.