cem akaş  
   
  G İ R İ Ş  K A P I S I 

in english

giriş kapısı

cem akaş kimdir,
sebepleri nelerdir

bibliyografya

okuma malzemesi

deep freeze:
şefin salatası&vitriol

üzerine yazılar/söyleşiler

tek uçlu ipler

dinleme malzemesi

ağ komşuları

geldim, gördüm, diyeceğim var!

başkaları ne demiş?

e-mail

  09 şubat 2006

pano:

 

 

yeni kitap!: zibaldone 2 sel yayıncılık'tan çıktı. 

 

şefin salatası:

Kapağa Aşık Olmak

“İlk bakışta aşk”ın kimyası (ya da fiziği) henüz çözülmemiş olabilir, ama bu alanda çeşitli araştırmalar sürdürülüyor en azından. Bir kitapseverin kitapçıya girdiğinde neler hissettiği, bir kitabı eline almasını sağlayan şeylerin ne olduğu konusunda da araştırmalar yapılıyor. Bu konuda okurların, bekarlar partisine dalan Don Juan gibi davrandığı anlaşılıyor: Etrafı şöyle bir kolaçan edip gözüne kestirdiklerine odaklanıyorlar. Yeni çıkanlar raflarında ya da masasında duran kitapların herbirinin, okuyucunun gözüne hitap edebilmek için yaklaşık bir buçuk saniyesi var; ele alınan kitap da yaklaşık üç-dört saniye elde kalıyor. Sonuçta bir kitap “ben şuyum, ben buyum” demeden önce, hatta “beni al! beni al!” bile diyemeden, okuyucuyu gerçek anlamda baştan çıkarmak zorunda.

                Burada bir ikilem çıkıyor karşımıza: bir yandan, onlarca kitabın arasından dikkat çekebilmesi için kitabın kapağının farklı olması gerekiyor, bir yandansa, okuyucunun daha önce okuyup sevdiği kitapları da çağrıştırması gerekiyor ki benzer bir kitabı arayan okuyucu hemen ona yönelsin. Harry Potter ya da Da Vinci Şifresi benzeri kapakların etrafı sarmış olmasının nedeni bu; aşk romanlarının, yaşam kılavuzu kitaplarının, gerilim romanlarının kapak tasarımlarının birbirine benzemesinin nedeni de bu.

                Bu benzerlikler, zaman içinde bir tür moda yaratıyor. Örneğin kadınlara yönelik romanların çoğunun kapağında pastel renkler kullanılıyor; gerilim romanları koyu tonlarda, yazılarıysa büyük, kabartmalı ve yaldızlı ya da laklı oluyor. Bir de nedense kapak tasarımcıları yeşilden pek hoşlanmıyor.

                Moda haline gelen tarzlar, kimi zaman yazarı hapsedebiliyor. Alışıldık polisiyelerden oldukça farklı romanlar yazan İtalyan Andrea Camilleri’nin kitapları, benzerlerinin arasında kaybolmuşken, yayıncısı kapaklarını değiştirip, Corelli’nin Mandolini’nin kapağını yapan tasarımcının kapaklarını kullanmaya başlayınca, kitabın satışları gözle görülür biçimde artmış. İngiltere ve Amerika’da “kapak etkisi”ni sınamanın iki yolu var: birincisi, kitapların önce sert kapaklı, sonra karton kapaklı versiyonları yayımlandığı için, birinciyle ikinci arasında kapak değiştirme fırsatı doğuyor. Dave Eggars’ın You Shall Know Our Velocity  adlı ilk romanında böyle olmuş örneğin: Sert kapaklı versiyonunun şömizinde kitabın ilk sayfası kullanılmış ve okuyucunun bunu soğuk bulduğu anlaşılmış; karton kapakta daha alışıldık bir tasarım uygulanınca satışlar artmış. İkinci yolsa, diyelim ki önce İngiltere’de yayımlanan bir kitabın Amerikan baskısında kapağının değiştirilmesi. David Mitchell’ın Cloud Atlas adlı romanı da bunun son örneklerinden. (Burada belki hatırlatmak gerekir: İngiliz ve Amerikalı yayıncılar, birbirlerinden aldıkları kitapların adlarını bile kimi zaman değiştiriyor.)

                Yine de neyin tutacağını önceden kestirmek çok güç. Penguin çok iyi satan “kadın romanı” yazarlarından Lesley Pearse’ın kapaklarını toptan değiştirmeye karar vermiş, çünkü hem benzerleri çoğalmış, hem de satışlar düşmeye başlamış; ancak ne yapacaklarına da karar verememişler. Bunun üzerine Pearse’ın okuyucularına, nasıl kapaklar istediklerini sormuşlar. Yazarın yeni kapakları, gelen yanıtlar doğrultusunda hazırlanıyor.

                Penguin, bu yöntemin iyi işlediğini karar vermiş olacak ki, yeniden yayımlayacağı dört klasiğin kapağında kullanılacak görseller için yarışma açtı. Suç ve Ceza’nın kapağı için Katya Evdokimova,  Cehennem Melekleri için Mel Spencer, Bayan Dalloway için Oi Lun Yiu, Beyazlı Kadın içinse Neela Pearson’ın tasarımları seçildi. Finalistler Guardian gazetesinde yayımlandı – gerçekten de zor bir seçim olmuş.

                Kitap üretiminin her geçen gün artması, bir yandan ön kapaklar arasındaki rekabeti iyice kızıştırırken, bir yandan da kitapların sırtını daha önemli hale getiriyor, çünkü artık çoğu kitap, ancak çok kısa bir süre önden sergilenebiliyor ve doğrudan rafa kalkıyor, görünen tek kısmı da böylece sırtı oluyor. Bazı yayınevleri tüm kitap sırtlarında aynı tasarımı kullanıyor ve yayınevinin görülürlüğünü öne çıkarıyor, ama Türkiye gibi, kitapçıların çoğunda kitapların yayınevine göre gruplandırıldığı yerlerde bunun dezavantajı büyük, çünkü kitapları ayırt etmek iyice zorlaşıyor. Bazı yayınevleriyse, kitap sırtlarını da özel kılmaya, ön kapağın tasarımını sırta taşırmaya başladı. Herşey, okuyucuya kendini beğendirmek için!

***

Dünyanın en pahalı romanı!

James Joyce’un Ulysses’i, yayımlandığı günden bu yana tüm dünya okuyucularını en çok zorlayan kitaplardan biri oldu. Virginia Woolf, kitap ilk yayımlandığında, hiç bu kadar “zırva” bir kitap okumamış olduğunu söylemişti; kitap İngiltere ve Amerika’da sansüre uğramış, 1922’de Shakespeare & Co. adlı ünlü kitapevi tarafından Paris’te,  740 sayfalık bir kitap olarak, Hollanda malı el yapımı kağıda, 1000 adet basılmıştı. Joyce bunlardan yüz tanesini imzalamıştı.

                Bu ayrıntıları veriyorum, çünkü Ulysses’in ilk baskısı, Book & Magazine Collector dergisinin kitap müzayedecileri arasında yaptığı ankette 20. yüzyılın en pahalı kitabı seçildi ve ilk baskısına 180 bin dolar fiyat biçildi. 2004 yılında imzalı ve çok iyi durumda bir nüsha, 288 bin dolara satılmıştı; ama müzayedeciler, o kadar iyi durumda bir başka nüshanın ortaya çıkmasını beklemediklerini söylüyor.  İkinci sırada Arthur Conan Doyle’un romanı Baskerville’lerin Köpeği var, fiyatı 144 bin dolar. Harry Potter ve Felsefe Taşı’nın ilk baskısıysa, çok yeni bir kitap olmasına rağmen 27 bin dolar ediyor.

***

“Avrupa Birliği’nin Eşiğindeki Kadınlar”

İnternette uluslararası edebiyat yayıncılığı yapan Words Without Borders (Sınır Tanımayan Edebiyat) dergisi, Türkiye’den bir grup kadın yazarı bu başlık altında tanıtıyor. Perihan Mağden’den “Cesaret Kol Gezmiyor” ve “Kadri Bilinmemiş Kelimelerin Gizli Anlamları”, Şebnem İşigüzel’den “Bir Filmin Son Sahnesi İçin Gerçek Yaşam” ve “Sarmaşık”, Aslı Erdoğan’dan “Tahta Kuş”, Latife Tekin’in Sevgili Arsız Ölüm’ünden ve Elif Shafak’ın Mahrem’inden birer parçayla Bejan Matur’un şiirlerinin yer aldığı dosyayı Levent Yılmaz hazırlamış. Dosyanın sunuşunda, “Doğuyla Batı, gelenekle çağdaşlık, maneviyatla köktencilik arasında” kalan Türk kadının “müthiş bir mizah anlayışı” olduğu söyleniyor. İlgilenenler için: www.wordswithoutborders.org

*** 

Sevgiliye Kitap Almanın Kolay Yolu

İngiltere’de Waterstone’s kitapevi zinciri, bazı mağazalarında kararsız ya da bilinçsiz müşterileri için özel bir hizmet sunmaya başladı. 14 Şubat yine yaklaşıyor ya, diyelim ki sevgilinize kitap armağan etmek istiyorsunuz ama a)ne tür kitaplar sevdiğini bilmiyorsunuz, b)daha önce kimseye kitap armağan etmediniz, c)hangi kitabı verirseniz hanenize daha fazla puan yazılır kestiremiyorsunuz, d)hepsi. İşte bu durumdaki insanlar için kitapevi “kişisel alışverişçi” mesleğini geliştirmiş: Müşteri olarak, size atanan “kişisel alışverişçi”nize, armağan almak istediğiniz kişinin yaşını, cinsiyetini, zevklerini, eğitim durumunu, kendine özgü yanlarını anlatıyorsunuz, mümkünse bir resmini cebinizden çıkarıp gösteriyorsunuz, danışmanınız da size en iyi seçimi yapmanızda yardımcı oluyor. Bu hizmetten yararlanmış ve sonuçlarını görmüş olanların dediklerine bakılırsa, yüzde seksene yakın bir başarı elde ediliyor!