cem akaş  
   
  G İ R İ Ş  K A P I S I 

in english

giriş kapısı

cem akaş kimdir,
sebepleri nelerdir

bibliyografya

okuma malzemesi

deep freeze:
şefin salatası&vitriol

üzerine yazılar/söyleşiler

tek uçlu ipler

dinleme malzemesi

ağ komşuları

geldim, gördüm, diyeceğim var!

başkaları ne demiş?

e-mail

  23 mart 2006

 

şefin salatası:

Kitap, Televizyonla Barışır mı?

  Bilindik klişe: televizyon, okuma alışkanlığını baltalıyor; özellikle çocukların dikkatlerini birşeye verme sürelerini kısaltıyor, bir tür “hazırlopçuluk” eğilimi yaratıyor. Dolayısıyla çocuklarının eğitimiyle ve zihinsel-kişisel gelişimiyle yakından ilgilenen ana-babalar, televizyonu bir düşman gibi görmeye başlıyor. Televizyon kanallarının genel pespayeliği de bunun tuzu biberi oluyor elbette; bazı insanlar için pembe dizilere ve onları izleyenlere burun kıvırmak, entelektüelliğin ön koşulu. Sonuçta kitaplar ve okurları mavi köşeye, televizyon ve izleyicileri kırmızı köşeye çıkıyor ve maç başlıyor.

Bu karşıtlığı kırmak isteyenler yok değil; televizyon kanallarının kitap programlarına yer vermesinin ardındaki varsayım, hem kitapların genel izleyici profili için iyi bir seyirlik malzeme sağlayabileceği, hem de kendini “televizyon izleyicisi”nden çok “kitap okuru” olarak görenleri ekran başına çekecek bir unsur oluşturabileceği. Ne var ki bu alanda Türkiye’nin deneyimi çok umut verici olmadı bugüne kadar: kitap programları “ciddi” kanalların “toplumsal görev” çerçevesinde yer verdiği, kötü programcılık dersinde örnek olarak işlenebilecek denli sıkıcı, durağan ve baştan savma yapımların ötesine pek ender geçebildi. Bu da kitapla televizyon arasındaki soğukluğu derinleştirmekten başka bir işe yaramadı.

Dünyadaki bazı örneklere baktığımızdaysa, bunun bir “kader” olmadığını görebiliyoruz. En çok izlenen sohbet programlarında yer verilen “kitap kulübü” bölümlerinden tutun, ulusal yayına çıkan ve Cumartesi sabahından Pazartesi sabahına kadar kitap dünyasıyla ilgili programlar yayınlayan kanallardan, paralı olarak izlenen ve tüm bir hafta boyunca yayın yapan kanallara kadar, başarılı, hatta inanılmaz başarılı olmuş çeşitli alternatifler var.  

Bu alternatiflerin ortak noktası, kitaba iyi bir televizyoncunun bakışıyla bakmaları ve sonuçta sayfaların üstüne dökülmüş siyah lekelerden ibaret nesnelerden; hareketli, neşeli, dramatik, düşündürücü, izleyicinin kendini katabileceği, kendisine ders verildiğini hissetmeyeceği, öte yandan derinliksiz, yavan saptamaların ardı ardına sıralanıp zekasına hakaret edildiğini de düşünmeyeceği “seyirlikler” üretmeleri.

Kitap dünyasına ayrılmış başlı başına kanallar söz konusu olduğunda, yapılabileceklerin sınırı çok genişliyor elbette. Bir ya da birkaç kişinin bir ya da birkaç kitap hakkında konuşmasından çok; kitap uyarlamalarına (filmler, oyunlar, müzikaller vs), rehber kitaplara (diyet, evlilik, spor, teknik, onarım, beceri, gezi vs), tartışmalı konulara, yaşantılara (kurgusal olmayan kitapların arkasındaki yaşanmış hikayeler vs), tarihte kitaplara, belgesellere yer verilebiliyor. Sohbet programı içindeki on dakikalık bir kitap bölümü bile, “araya sıkıştırılmış” olmanın ötesine geçebiliyor ve doğru konu ve konuk seçimiyle, stüdyo izleyicisinin katılımıyla, özenle hazırlanmış bir kısa filmle bir kitabın satışını birkaç binden bir milyona çıkarabiliyor.

Kitapla televizyonun barışması, tüm taraflar için kazançlı oluyor belli ki.

***

“Oprah Etkisi”

Forbes dergisi tarafından dünyanın en etkili dokuzuncu kadını seçilen ve Amerika’nın ilk dolar milyarderi siyah kadını olan Oprah Winfrey, kendi adını taşıyan televizyon programını 1984 yılından beri sürdürüyor. Program o denli ünlü ki, Oprah başka programlara konuk olduğunda bile izlenme rekorları kırıyor: geçtiğimiz Aralık ayında David Letterman’ın programına konuk olduğunda Oprah’yı 13.5 milyon kişi izledi. Oprah 1990’ların sonlarından itibaren kendi programında bir “kitap kulübü” bölümü yapmaya başladı; önceleri klasiklere yer verirken, artık yeni kitapları da programına konuk ediyor. Unutulmuş pek çok yapıt Oprah sayesinde yeniden gündeme geldi; 2003 yılında John Steinbeck’in Cennetin Doğusu adlı romanını işlemesinin ertesinde kitabın satışları 1 milyonu aştı ve “Oprah Etkisi” böylece tescillendi. Eylül 2005’te ele aldığı Bir Milyon Parça, James Frey adlı bir madde bağımlısının gerçek yaşantısını anlatıyordu; kitap hemen çoksatarlar listesinin en üstüne yerleşti, ancak yazarın bazı olayları uydurduğu, bazılarınıysa abarttığı ortaya çıkınca, konu Amerika’nın gündemine oturuverdi ve başkanlarının savaş gerekçeleri hakkında yalan söylemesine omuz silken Amerikalılar, iki ay boyunca James Frey’in yalanlarıyla yatıp kalktı.

***

Richard & Judy 

Oprah’nın başarısından ilham alan İngiliz televizyon yapımcısı Amanda Ross, 18 yıldır hafta içi her gün saat beşte ekrana gelen “The Richard and Judy Show”un karı koca sunucuları Richard Madeley ve Judy Finnigan’a iki yıl önce benzeri bir “kitap kulübü” bölümü yapmaları önerisini götürdü. O günden beri Ross, İngiltere’de kitap yayıncılığının en etkili isimleri arasında sayılıyor: İngiltere’de her 50 kitaptan birinin, Richard ve Judy’nin desteği sayesinde satıldığı saptanmış. Programlarını her gün 3 milyon insan izliyor; 1.8 milyon insan, R&J’nin tavsiyesi üzerine kitap aldığını söylemiş. Programlarına çok ciddi hazırlanıyorlar, ele alacakları kitapları ikisi de mutlaka okuyor; harcıalem kitaplar da değil bunlar, ciddi ciddi ev ödevi yapmayı gerektiriyor. Konuk almanın dışında her kitap için kısa bir de film hazırlanıyor bu programda. Müthiş bir stüdyoları var; Bob Geldof gelip Joseph O’Connor’ın Denizin Yıldızı adlı kitabını Charles Dickens’ın romanlarıyla karşılaştırınca, o güne kadar 3500 satan kitap bir milyon sınırını geçmiş. Amanda Ross, konukların tanınmış entellektüellerle sınırlı olmamasına büyük özen gösteriyor; Bill ve Hillary Clinton, Madeleine Albright, Tony ve Cherie Blair, Madonna, uzaybilimci Colin Pillinger gibi isimler, ünlü DJ’ler ve pop yıldızları, konuk koltuğuna oturanlar arasında.

***

Kitapların Yaşlı Pivotu

Fransa’da 1973’ten beri kitap programı yapan Bernard Pivot, “Okumanın Kralı” olarak tanınıyordu. Borges, Duras, Yourcenar, Bukowski, Soljenitsyn, Nabokov, Dumézil, Simenon gibi büyük yazarların yanısıra, Amélie Nothomb gibi genç yazarları da konuk eden Pivot’nun (Bukowski tabii ki “içkisiz çıkmam” demiş, çaydanlıkla getirilen viskiyi içe içe körkütük sarhoş olmuş ve programı zor bitirmiş) “uzun uzun konuşma formatı”nı yeğlemesine karşın, programın canlı yayınlanması ve konukları çok dinamik bir biçimde yönlendirmesi, belirgin bir çekim unsuru oluşturuyordu. Pivot 2002 yılından beri, “yurtdışında Fransız kültürü” konulu bir röportaj programı hazırlıyor.

*** 

KitapTV 

Amerika’da C-SPAN 2 üzerinden her haftasonu 48 saat boyunca yayın yapan BookTV, genelde üçer saatlik ciddi programlarıyla tanınıyor. Bunların arasında “ tarihten yapraklar” (Küba devrimi, Harry Truman suikastı, 2. Dünya Savaşı’nda kayaklı Amerikan birlikleri vs), halka mal olmuş yaşamlar, siyaset dünyası, yazarlarla söyleşiler ve derinlemesine analizler yer alıyor.

Kanada’danın paralı kanallarından Book Television ise hafta içi her gün yayın yapıyor; burada hem kurgusal, hem de yaşantısal kitaplar ele alındığı gibi, film ve belgesel gösterimleri de gerçekleştiriliyor (örneğin California şarapları hakkında yeni çıkan bir kitabın tanıtıldığı programda organik şarapçılık inceleniyor, Chardonnay, Sauvignon Blanc ve Meritage şaraplarının tarihi ve bugünkü durumu anlatılıyor).