cem akaş  
   
  G İ R İ Ş  K A P I S I 

in english

giriş kapısı

cem akaş kimdir,
sebepleri nelerdir

bibliyografya

okuma malzemesi

deep freeze:
şefin salatası&vitriol

üzerine yazılar/söyleşiler

tek uçlu ipler

dinleme malzemesi

ağ komşuları

geldim, gördüm, diyeceğim var!

başkaları ne demiş?

e-mail

  8 aralık 2006

 

şefin salatası:

 

Asimov, bin Ladin ve Algıda Seçicilik

 

Geçen gün bir sebepten, Asimov’un ünlü “Foundation Trilogy”siyle (Türkçeye “Vakıf Dizisi” olarak çevrildi; Asimov bir üçleme olarak başladığı bu diziyi sonradan beşe çıkarmıştı) ilgili birşeyler arıyordum internette; ortaokulda büyük bir zevkle okuduğumu anımsıyordum, ama o zamandan beri de elime alıp bakmamıştım açıkçası. 1951’de ilk cilt olan Foundation (“Vakıf”) yayımlanmıştı, bunu biliyordum; bilmediğim, kitabın Arapça çevirisinin hemen ertesi yıl çıkmış olduğuydu; beni asıl şaşırtansa kitabın Arapça adıydı: Al-Qaida.

                Burada çeviriyle ilgili birşey söylemek gerekiyor. Kaide sözcüğünün temel, taban, kolon, üs, kural gibi anlamları var Arapçada, ama vakıf gibi bir anlamı yok; oysa İngilizcede “foundation” bütün bu anlamlara gelebiliyor. Kitabın Türkçe çevirmeniyle Arapça çevirmeni, “foundation” sözcüğünü çok farklı yorumlamış. Kitabın konusu da yoruma açık sayılır: evreni yönlendiren bir grup insan var gerçekten, bunu da hayır işi olarak yapıyorlar bir anlamda, dolayısıyla bir vakıf olarak algılanabilirler; ama aynı zamanda evrenin işleyişinin temelini de oluşturuyorlar.

                Her neyse. Yaptığım araştırmada fark ettim ki, belki ismin yaptığı çağrışımla, belki ondan bağımsız olarak, Usame bin Ladin’in Asimov okuduğu ve El Kaide’yi “Vakıf”tan esinlenerek kurduğu iddia ediliyor. İlk olarak 2002 yılında Rus bilim adamı Dmitri Gusev’in ortaya attığı, daha sonra Amerikalı bilimkurgu yazarı Nick Mamatas’ın da desteklediği bu iddia, bugünlerde yeniden ele alınıyor.

                Guardian’da yazan Giles Foden’e göre bu iddiaların arka planında, bilimkurguda sıkça işlenen “şeytan imparatorluklarıyla savaş” ve bu savaşı gerçekleştiren bir avuç idealist motifleri var. Asimov’un romanında, çatırdayan bir evren imparatorluğu konu ediliyor; Asimov bu imparatorluk fikrini oluştururken, Gibbon’un Roma İmparatorluğu’nun Gerilemesi ve Çöküşü adlı yapıtından esinlendiğini belirtmişti. “Amerikan İmparatorluğu”nu andıran yönleri var bu imparatorluğun; Hari Seldon adlı karakterse, evrenin ücra bir köşesinde kurduğu “Vakıf”la, eski uygarlığın yıkıntılarından yeni bir uygarlık yaratmayı umuyor. İmparatorluk’la Vakıf, kıran kırana bir savaşa tutuşuyor; Seldon yandaşlarına, önceden kaydedilmiş mesajlar gönderiyor, tıpkı bin Ladin gibi.

                Usame bin Ladin, Asimov okumuş olabilir mi? Olamaz demek zor. Yaşamöyküsünü yazan Yossef Bodansky, bin Ladin’in gençliğinde, yani 1970’lerde sık sık Beyrut’a gittiğini, gece kulüplerinden çıkmadığını, bu yıllarda kitabı İngilizcesinden ya da Arapça çevirisinden okumuş olabileceğini söylüyor.

                Frank Herbert’in klasik yapıtı Dune da bin Ladin’i etkilemiş olabilecek kitaplardan biri olarak geçiyor bilimkurgu sitelerinde: burada da gizemli bir kahraman var, yandaşları çöl mağaralarında yaşıyor ve Arapça konuşuyor, üstelik emperyalist uygarlığa karşı bir cihada girişiyorlar.

                Asimov’un “Vakıf” serisinden etkilenmiş olduğu düşünülen bir başkasıysa, 1995 yılında Tokyo metrosuna zehirli gaz bombası atan Şinrikyo tarikatı.

                Asimov’un romanlarının yeniden gündeme gelmesinin nedeniyse, Vakıf’ın yanısıra gizli bir İkinci Vakıf’tan söz edilmesi. Birinci Vakıf, İmparatorluk tarafından alt edildikten sonra, nihai zaferi kazananın da bu İkinci Vakıf. Dolayısıyla görünen eylemleri gerçekleştiren El-Kaide’nin dışında, saman altından su yürüten bir başka örgütün var olabileceği düşünülüyor.

                Bu benzerliğin tümüyle algıda seçiciliğe bağlı olduğunu söyleyenler de var. Vakıf’ın matematiğe dayanan, hiçbir şekilde dinle ilgisi olmayan yapısının bin Ladin’e çekici geleceğini düşünmek, John Jenkins gibi Asimov uzmanlarına göre bir zorlamadan başka birşey değil.

                Terör uzmanı Rohan Gunaratna ise, El-Kaide adının “el kaide el sulbah” (sağlam temel) kavramından geldiğini, bunun da Usame bin Ladin’in akıl hocası Abdullah Azzam’ın bir makalesinde geçtiğini söylüyor. Giles Foden ise, bu makalede anlatılanlarla, Hari Seldon’un Vakıf için öngördükleri arasında müthiş bir benzerlik bulunduğunu iddia ediyor, “Belki de Asimov okuyan bin Ladin değil, Azzam’dı,” diyor.

               

* * *

 Kazı, Kaybet

13. yüzyılda Konstantinopolis’te yaşayan Bizanslı keşişler, üzeri yazılı derileri alır, iyice yıkar ve siler, sonra üstlerine yeniden yazarlardı. Antik yazmalardı bunlar; ama keşişlerin gözünde yazılar değil, deri değerliydi, üstelik onlar bu derilerden dua kitabı yapmak istiyordu, bu da kuşkusuz daha iyi bir kullanım biçimiydi.

                1998’de bu palimpsestlerden biri, Christie’s müzayede salonunda iki milyon dolara satıldı. Bu kadar değerli olmasının nedeni, keşişlerin sildiği özgün metnin Arşimet’e ait olmasıydı. Palimpsesti 1906 yılında J.L. Heiberg keşfetmiş, 1910-15 yılları arasında Arşimet’in yapıtlarını yayına hazırlarken de bu palimpsestten ağırlıklı olarak yararlanmıştı. Arşimet Palimpsesti satıştan sonra Walters Sanat Müzesi’ne verildi, Arşimet’in metninin okunması için de uluslararası bir proje başlatıldı.

                Metin, Arşimet’in “Yöntem Üstüne” ve “Stomachion” adlı metinlerinin tek kaynağı olması açısından büyük bir öneme sahipti, ama sonda yer alan ve daha önce okunamayan 10 sayfalık bölümle ilgili olarak geçtiğimiz günlerde modern teknoloji sayesinde yapılan keşif, Antik Yunan uzmanları arasında müthiş bir heyecan yarattı. Arşimet Palimpsesti, İÖ. 4. yüzyılda yaşamış ünlü Yunan hatibi Hiperides’in, daha önce bilinmeyen iki konuşmasını içeriyordu.

                Aristo’nun da çağdaşı olan Hiperides, önemli siyasal davalar sırasında konuşmalar yaptığı gibi, başkaları için de konuşmalar yazıyordu;  İÖ. 322 yılında, başarısız bir ayaklanmaya katılmak suçundan Makedonyalılarca idam edilmişti.

                1891’den beri ilk kez yeni Hiperides metinleri bulunuyor. Atina demokrasisinin babalarından sayılan Hiperides, bu konuşmalarda Salamis ve Keronea savaşlarına yeni bir ışık tutuyor. Salamis’te Atina, Perslileri yenmişti; Keronea’daysa Büyük İskender’in babası, Makedonya kralı II. Filip Atinalıları bozguna uğratmış, bu da Atina demokrasisi için sonun başlangıcı olmuştu.

                Bu palimpsest sayesinde yenilginin Atina cephesinde nasıl değerlendirildiğine ilişkin yeni bilgiler elde edildi. Hiperides yaptığı konuşmada, savaşı kötü yönetim yüzünden değil, şanssızlıktan kaybettiklerini söylüyor, Dimostenes’e destek çıkıyor.

                Klasik dönemden bugüne Hiperides’in konuşmalarından yalnızca küçük parçalar kalmıştı. Dört yıldır harf harf okunan 1000 yıllık palimpsestte sona yaklaşılıyor; 2008 yılında açılacak bir sergiden sonra araştırmacıların ve uzmanların kullanımına açılacak. (www.archimedespalimpsest.org)

* * * 

Yayınevi El Değiştirdi

Amerikalı yayıncı John Wiley, İngiltere’nin en büyük akademik yayınevlerinden Blackwell’i 1.6 milyar YTL’ye satın aldı. Blackwell bilim, teknik ve tıp alanlarında 825 derginin yanısıra, yılda yaklaşık 600 kitap yayımlıyor, baskısı bulunan kitaplarının sayısıysa 6,000 dolayında. Yayınevinin 2005 yılı cirosu 600 milyon YTL. 1,000 kişinin çalıştığı Blackwell’de bu birleşme sonrasında işten çıkarmalar bekleniyor. 1807’de kurulan ve Washington Irving, Edgar Allan Poe ve Herman Melville gibi devleri basarak adını duyuran Wiley; bu satın alma sonucunda uzun vadede uzmanlaşmış yayıncılık sektöründeki rekabet gücünü arttırmayı hedefliyor. Dijital çağın koşulları, özellikle akademik yayıncılıkta bu tür konsolidasyonları giderek daha gerekli kılıyor.