|
|
|
23
şubat
2007
pano:
Gitmeyecekler İçin Urbino, yazımı
uzun sürmüş, küçümen bir kitap. Tür olarak kurgu + kurgulanmış
şehir rehberi denebilir, divertimento denebilir, eğlencelik
denebilir. Urbino'ya gitmemiş biri tarafından yazıldığını
belirtmek gerekir. Everest'ten çıkmıştır.
şefin salatası:
Kitap Eki Nasıl
Çıkarılıyor?
Her
yiğidin bir yoğurt yiyişi var elbette; her yayın yönetmeninin de
kendine has bir kitap eki ve onu çıkarma biçimi olsa gerek.
Kolay iş değil: zaman baskısı ve günceli izleme zorunluluğu var
bir yanda, öbür yandaysa yetişilmesi imkansız boyutlardaki kitap
üretimi içinde iyiyi ve ilginci seçip okuma lezzeti verecek
yazılarla ele alma zorluğu. Okuyucunun tembelliğe giderek daha
kolay kapıldığı bir ortamda tembelleşmeden, yayıncılık
sektörünün kolaycılığa kaçmaya teşvik edici girişimlerine göğüs
gererek, ama yine de hem yayıncıları, hem yazarları, hem de
okuyucuları tatmin edecek bir dergi çıkarma işinin, pek de gıpta
edilecek bir yanı yokmuş gibi gelir bana hep.
Washington Post gazetesinin kitap eki
“Book World”ün kapılarını aralayan ve “mutfak”ın nasıl
işlediğini, internet üzerinden gerçekleştirdiği bir söyleşide
anlatan Marie Arana’nın sözleri bu nedenle ilginç ve paylaşmaya
değer göründü bana.
Amerika’da bir ayda yayımlanan kitap sayısı
Türkiye’dekiyle karşılaştırılabilecek gibi değil elbette;
dolayısıyla Book World’ün en büyük odası bir depo: her yıl 50-80
bin arası kitap geliyor dergiye, yani günde ortalama 150 kitap.
Bunlardan yalnızca 2 bin kadarı dergide kendine yer bulabiliyor.
Seçme süreci acımasız olmak zorunda: deponun kapısının önünden
devam edip editör masalarının olduğu salona gelindiğinde, iyi
kitaplar hakkında hayranlık yansıtan sözler de duyuluyor arada,
ama dalga geçme ve yerin dibine batırma oranı daha yüksek.
Derginin editörü Marie Arana, kitapları seçerken yapıtın önemine
ve yazınsal değerine baktıklarını, belirli bir çeşitlilik
sunmaya çalıştıklarını, kimi zaman da kitabın yalnızca keyifle
okunuyor olmasının bile yetebildiğini söylüyor. Danielle Steel
ya da James Patterson gibi her yıl bir kitap çıkaran “çoksatar”
yazarlarının kitapları genellikle dergiye giremiyor; “Okurları
bu yazarları yeterince tanıyor ve yeni kitaplarını zaten
bekliyor oluyor; tanıtım yazısına gerek kalmıyor,” diyor Arana.
Seçilen kitaplar arasından şanslı azınlık kapaktan girerken,
çoğuna ayrılan yer 200 sözcüklük bir tanıtım oluyor.
Arana, kitaplar yayımlanmadan iki-üç ay önce,
tanıtım amacıyla basılmış hallerini görüyor, yayıncı
kataloglarını inceliyor. Her hafta 35-60 arası kitap seçip
ofisinde yere sermekle başlatıyor seçme sürecini. Sonra biraz
ondan, biraz bundan okuyor, bazısını rafa çıkarıyor,
beğendiklerini başka rafa alıyor. Kitapların arka kapaklarındaki
övgü sözlerine hiç bakmıyor. Basın duyurularına da mümkün
olduğunca ilgisiz davranıyor. Yazarlardan ve onların
arkadaşlarından gelen telefonları da duymazdan geliyor. Ancak
birlikte çalıştığı editörlerin görüşlerini dikkate alıyor.
Güvendiği eleştiri dergileri var. Sonunda 15-20 kadarı bu
elemeyi geçiyor. Bunlar dergiye girecek olanlar; diğer
kitapların çoğu kütüphanelere ve hastanelere yollanıyor.
Seçilen kitaplar, kıdemli editörler arasında
paylaştırılıyor; gazetenin Pulitzer ödüllü resmi kitap
eleştirmenleri Jonathan Yardley ve Michael Dirda, hangi kitaplar
hakkında yazacaklarını Arana’yla konuşuyor. Haftalık yayın
kurulu toplantılarında, tüm editörlerin, eleştiri ve tanıtım
yazısı yazarları için birden fazla seçenek getirmesi bekleniyor.
Bu yazarlar, seçtikleri kitapla ilgili olarak, kişisel bir çıkar
çatışması içinde olmadıklarını belirten standart bir yazı
imzalıyor. Bazen yine de nahoş durumlar çıkabiliyor, o zaman
Arana dergide yazılı olarak özür dilemek zorunda kalıyor. Bir
keresinde Marianne Wiggins adlı yazar, John Irving’in bir
romanını yerden yere vuran bir yazı yazmış, ancak Irving’in,
eski kocası Salman Rushdie’nin yakın arkadaşı olduğunu
belirtmeyi ihmal etmiş. Bu durum ortaya çıkınca dergide soğuk
rüzgarlar esmiş, Arana da özür yazılarından birini kaleme almak
zorunda kalmış.
Arana, bu yorucu işin en zevkli yanının, “büyülü
keşifler” yapmak olduğunu söylüyor: kimsenin ummadığı kadar iyi
çıkan ve büyük başarı kazanan bir kitabı ilk keşfeden olmanın
tadı, anlaşılan hiçbir şeye benzemiyor. Book World’ün son keşfi,
Yardley’ye ait: Olga Grushin’in kitabı The Dream Life of
Sukhanov (Sukhanov’un Düş Yaşamı).
(www.washingtonpost.com)
|