|
|
|
4
mayıs
2007
şefin salatası:
Çağdaş Rus Yazını Ne Yapıyor?
Klasik Rus yazarlarını özgün dillerinden okuyamadığı için ciddi
olarak hayıflanan arkadaşlarım var. Çoğu Fransız okullarından
mezun, o yüzden o kadar da yakınmaya hakları yok gibi geliyor
bana: Rus yazını Fransızcada oldukça iyi temsil ediliyor
gördüğüm kadarıyla. Aynı şeyi Türkçe için söylemek elbette
mümkün değil, ama İngilizceye çevrilmiş çağdaş Rus yazarların
sayısı bile görece az. Tuhaf bir durum: böylesine dev
başyapıtlar üretmiş, böylesine köklü bir yazın geleneğine sahip
bir dilde bugün neler olup bittiğini nasıl merak etmez insan?
Bu durumun yalnızca merak eksikliğinden
kaynaklandığını söylemek güç öte yandan: Rusça bugün bir
“getto-dil” durumunda sayılır, “merkez”de değil “çevre”de yer
alıyor Soğuk Savaş döneminden beri; Putin’in Rusya’yı yeniden
bir süper güç haline getirme çabası, bu dilin popülerliğini
değiştirecek mi, bilinmez. Türkiye’de de doğrudan Rusçadan
çeviri yapabilen çevirmenlerin sayısı üç, bilemediniz dört,
dolayısıyla bırakın birinci elden okumayı, aslından yapılmış
çevirileri bile zor buluyor Türk okuru.
İşin ilginç yanı, çağdaş Rus yazının ne
yaptığını yalnız ben değil, çağdaş Rus yazarları da merak
ediyor. Batıda Vladimir Putin’in baskıcı bir rejim kurmuş olduğu
düşünülüyor; öldürülen gazeteciler bunun bir göstergesi olarak
kabul ediliyorsa, bir diğeri de yazarların sesinin pek
çıkmaması. Oysa Rusya’da bir Soljenitsin geleneği yok mudur:
“yazar dediğin, toplumsal olayları sessizce izlemez, ikinci bir
devlet gibi müdahil olur” geleneği? Eski postmodern yazarlardan
Victor Erofeyev’in (“Bir Salakla Yaşamak” adlı öykü derlemesi
İngilizce olarak 2004’te Penguin tarafından yayımlandı) bu
konuda bir teorisi var: 1990’da yazdığı “Rus Yazını: Bir Ölünün
Anısına” adlı makalesinde, bugün çok sayıda Rus yazarı olduğunu,
ama bir Rus yazınının kalmadığını söylüyordu Erofeyev. Ona göre
Rus yazınının geleneğinde, Turgenyev’ci bir çizgi vardı ve
insanın temelde iyi, toplumsal koşulların kötü olduğunu
söylüyordu, dolayısıyla bu koşulların düzeltilmesi için
uğraşıyordu. Bunun karşısındaki bakış açısıysa bir
hayalkırıklığı üstüne inşa edilmişti: insan bu kadar iyiyse
toplum neden bu kadar kötü? Kötülük insanın içindeyse, koşulları
düzeltmekle niye uğraşılsın? Erofeyev’e göre bu iki görüş
arasındaki iç savaş, Rus yazınını bir kaosa sürüklemiş durumda.
Dışarıdan bakıldığında bunu görmek kolay
olmayabiliyor, özellikle de “diaspora” Rus yazarları söz konusu
olduğunda. Nabokov’dan bu yana çok sayıda Rus yazar, ülkesinin
dışında yaşayıp yazmanın yanısıra, anadili dışında bir dilde
yazmayı da benimsemiş durumda. Son on beş yılda Avrupa’da,
Amerika’da, Kanada’da öne çıkan Rus yazarların sayısındaki
artış, bir kaostan çok bir rönesansı çağrıştırabiliyor. Çoğu
yine Rusya hakkında, Sovyetler Birliği sonrasındaki durum
hakkında, göçmen olma durumu hakkında yazıyor; yeni
ülkelerindeki kitap dünyasına entegre olmuşlarsa da, duygu
dünyaları hala sılada belli ki.
38 yaşındaki Vladimir Kaminer, Berlin’in en ünlü
yazarlarından biri şu aralar. Almanya’da 750 bin satan “Askeri
Müzik”in yazarı Kaminer’in çeşitli dillere çevrilmiş dokuz
kitabı var; Kaminer artık Almanca yazdığı için bunlar Rusçaya da
çevriliyor.
Paris’in yıldızıysa Andrei Makine. 1988’de Fransa’ya sığınan
Makine, o kadar iyi Fransızca yazıyormuş ki ilk romanını verdiği
yayınevleri, bunun bir Rus göçmen tarafından yazıldığına
inanmamış. O zamandan bu yana Makine Fransa’nın en prestijli
ödüllerinden Goncourt ve Medicis’i kazandı. Makine’nin Türkçeye
çevrilen tek kitabı “Son Söz”.
Amerika ve Kanada’daki Rus yazarların başarısı
da küçümsenecek gibi değil. New York’ta yaşayan Lara Vapnyar’ın
“Evimde Yaşayan Yahudiler” adlı kitabı çok beğenildi ve Türkçeye
de çevrildi. Yedi yaşında Leningrad’dan kaçmak zorunda kalan ve
şimdi New York’ta yaşayan Gary Shteyngart’ın “Absürdistan” adlı
romanı da eski Sovyetler Birliği’ne bağlı hayali bir bölgede
geçiyor. Kitap ilk çıktığında New York Times’ın kitap ekine
kapak oldu. Kanada’da yaşayan Kazak yazar Bakhyt Kenjeev,
1970’lerin Rusyasında geçen bir romanla ünlendi. Yine Kanada’da
yaşayan ve İngilizce yazan Bezmozgis ise “Nataşa ve Diğer
Öyküler”de Rusya’dan Kanada’ya göç eden Yahudileri anlatıyor.
Yeni ve eski kuşaktan Viktor Pelevin, Vladimir
Sorokin, Vasily Aksyonov ve Vladimir Makanin gibi yazarlara
sahip günümüz Rus yazını, bugün bir kaos içindeyse bile, bunun
gayet verimli, doyurucu ve “dostlar başına” bir kaos olduğunu
teslim etmek gerek.
|