|
|
|
11
mayıs
2007
şefin salatası:
Kitap Dergileri, Kitap
Blogları: Güllerin Savaşı
Bize
çok şükür henüz gelmedi, ama Amerika’da bir süredir ağır bir
tartışma var ve taraflar klavyelerini mitralyöz misali
kullanıyor. Bu bir anlamda basılı mecrayla internet arasında
patlak veren bir kavga, henüz yerleşmemiş yeniyle henüz yok
olmamış eskinin itişmesi.
Herşey bir kitap dergisinde çıkan ve internetteki kitap
bloglarını “yerin dibine” sokan bir yazıyla başladı. “Önüne
gelen eleştirmen kesiliyor başımıza” anafikirli bu yazı,
internet yüzünden yazar sayısının okur sayısını geçtiğinden,
uygarlık tarihi boyunca yazılan herşeyin toplamının, 2006’da
yazılanlardan daha az tuttuğundan yakınıyor, internette kendi
sitelerinde (blog deniyor bunlara) günlük yazar gibi kitap
eleştirisi yapan “zibidi”lerin ne dediklerini bilmediğini,
sorumsuzca ve hiçbir süzgeçten geçmemiş yazılar yazdığını
söylüyor, hatta işi, bazı blogların yayınevlerinden rüşvet
aldığını iddia etmeye kadar vardırıyordu. Yazı internette
elbette büyük bir hızla yayıldı ve infiale kapılan kitap
blogcuları kendi köşelerinde kendi yazılarını döşenmeye başladı.
Burada da kitap dergilerinin snobluğu, toplamda çok az kitaba
yer verebildikleri, kitaplar hakkında içten ve dürüst yazılar
yayımlayamadıkları, yayınevleriyle asıl çıkar ilişkisi içinde
onların olduğu, demokrasi ve çoğulculuktan nasiplerini almamış
insanlar bu dergilerin köşebaşlarını tuttuğu için pek çok iyi
kitabın güme gittiği vurgulandı.
Ortalık henüz durulmamıştı ki, beklenmedik bir
gelişme oldu: önce Los Angeles Times gazetesi, kitap
sayfalarını “düşünenlerin düşünceleri” sayfalarıyla
birleştirdi, kitaba ayırdığı sayfa sayısını 12’den 10’a düşürdü;
San Francisco Chronicle da aynı şekilde kitap sayfalarını
6’dan 4’e indirdi. Ülke genelinde pek çok gazete ya benzer bir
adım attı, ya da özgün yazı yayımlamak yerine büyük gazetelerde
çıkan bazı yazıları iktibas etmekle yetinmeye karar verdi.
Bunlardan biri olan Atlanta Journal-Constitution, kitap
sayfalarının editörünü işten çıkarmaya ve kitap eleştirilerini
sanat editörüne bağlamaya kalkınca ortaya çıkan yeni infial,
“basıncılar bir yana, internetçiler öbür yana” ayrımında
çatlaklar oluşturmaya başladı.
Gazetelerde ve kitap eklerinde kitap
eleştirisine daha az yer ayrılmasına sevinen olduğu söylenemez,
ama bazı blogcular bunun kaçınılmaz bir gelişme olduğunu, ölenle
ölünmeyeceğini yazdı. İşin ilginci, bazı yayınevleri de bu
görüşe destek verdi; zaten bazı büyük yayınevleri ve gazeteler,
kendi kitap bloglarını başlatmış durumda.
Gazetelerin kitap sayfalarını azaltmak zorunda
kalmasının nedenleri tartışılırken gazete yöneticileri, reklam
gelirleri azaldığı için sayfa sayısını kısmak zorunda
kaldıklarını söyledi; “neden bir gazete okurunun ilk gözden
çıkaracağı sayfalar kitap sayfaları olsun?” sorusuna ikna edici
bir yanıt veremediler ama. Kitap eleştirilerinin, kitapların
kendisi kadar önemli bir kültür ürünü olduğunu düşünenler,
gazetelere bu anlamda toplumsal bir sorumluluk da yükledi.
New York Times’da çıkan bir habere göre, Pulitzer ödüllü
romancı Richard Ford, 120 yazarın imzasını toplayarak,
Atlanta Journal-Constitution’ın kitap editörünün görevine
iade edilmesi için dilekçe vermiş.
Ulusal Kitap Eleştirmenleri Derneği, dilekçeyi
destekleyince ve blogların, kitap eklerinin yerini
tutamayacağını söyleyince, San Francisco Chronicle’ın
kitap editörü de “bloglar kitle iletişim aracı değil, bizim
gazetenin tirajı 500 bin, hangi blog o kadar okunuyor” diyince
ortalık yeniden alevlendi.
İşin doğrusu, bütün kitap bloglarını aynı kefeye
koymamak gerek. Pek çok okuma heveslisinin günlüklerinin
yanısıra, hem analiz düzeyi, hem de kapsam açısından koca bir
dergiye bedel olanları da var. Ayrıca zamanla tanınırlıkları,
güvenilirlikleri arttığı için, kitap satışlarına doğrudan etki
ettikleri de oluyor. Gazetelerin verdiği kitap eklerinin hepsi
de aynı kalitede değil öte yandan; en iyilerinden biri olan
New York Times Book Review bile, roman, öykü ve şiire
neredeyse üvey evlat muamelesi yapıyor, çeviri kitaplaraysa kırk
yılın başı yer veriyor. Benim görebildiğim kadarıyla gazeteler,
basılı versiyonlarındaki içerikle internet sitelerindeki içeriği
ayrıştırmayı, internette çok daha zengin ve doyurucu yazılar
sunmayı ilerletecek, kitap eleştirileri de bu yönelimden
nasibini alacak. Ekonomik baskılar, belki gündemi en yakından
takip eden yazıların gazete eklerine girebilmesine, diğerlerinin
internete kaydırılmasına yol açacak.
Dediğim gibi, bu sorun henüz bize sirayet etmiş
değil; kimse kimsenin ayağına basmıyor. Bir yandan kitap eki
veren, süresini kısaltan, sayfa sayısını artıran gazeteler
çoğalıyor. Okurları kitaba ve kitap tanıtımlarına meraklı olduğu
için değil, yayınevlerinin ve basılan kitapların sayısı arttığı,
dolayısıyla reklam verme ihtiyacı da arttığı için oluyor bu.
Buna karşın Türkçe kitap blogu yok denecek kadar az, olanlar da
henüz epey cılız. Bunlardan birkaçını anarak bitireyim:
Günlerin Tortusu
Kalemzede
Serendip
As I Lay Dying
Novalibra
|