söz vermiş miydim vermemiş miydim? buyrun, dinleyin:
CD ÇIKTI!
 

for english, press 9

12 kasım 2002

pano:

aries dergisi, aralık sayısında "yüz" konusunu dosya yapıyor. benden yazı istediklerinde bir "enstalasyon" fikri canlandı kafamda - her gün çekilecek ve gelişimi gösterecek fotoğraflar eşliğinde, bıyık bırakma sürecini anlatan bir yazı. ne yazık ki yazının teslim tarihi buna olanak tanımadı, başka bir yazı yazdım, ama ben projeyi yine de gerçekleştirdim. bıyık yazısını bilahare gösteririm; bu haftanın salatası, aries'e yazdığım yazı.

şefin salatası:

Özerklikler

Bir antoloji bu – yalnızca geçen yılların, edinilen deneyimlerin izlerinin değil, dinamik bir yapı olarak da, mimikler, tikler, alışkanlıklar, sarkmalardan oluşan bir antoloji; kimi kendiliğinden, kimi taklit ederek edinilmiş. Sonra bir başkasında, kendimde olduğunu bildiğim kas hareketlerinin bulaşmış olduğunu fark etme anı – “ben de öyle kaldırırım kaşlarımı, sinirlendiğimde!”

Kontrol edilemeyen, kendindeyken fark edilemeyen, başına buyruk yanları çok. Okuma parçaları, ya da metin çözümlemesi için ipuçları sağlıyor bunlar. Neden öyle baktığım sorulduğunda irkiliyorum – nasıl bakıyorum ki? Hangi durumlarda öyle bakıyorum, karşımdakinde nasıl bir izlenim doğuyor, bu bakışı zaman içinde nasıl kategorize edecek? Bu yanıyla, özerk bir göstergeler imparatorluğu – en görünürdeki yerim, en saklanmaz yerim.

Çoğu zaman bakılmaz öte yandan, görülmez. İnsanlar her ne kadar benden çok daha fazla görmüş de olsalar, ben ancak bir aracı yardımıyla izleyegelmiş ve beni en çok temsil eden yanımı ancak dolaylı olarak, bir yansıma sayesinde tanımış da olsam, bazı ayrıntıları daha iyi biliyorum belli ki. Bunlar, yalnızca benim için gösterge değeri taşıyor – bazı günler bir gözümün diğerinden büyük gözükmesi, kafamı taktığım ve tüm ifademi değiştirdiğini vehmettiğim bir sivilce, iki yarısı arasındaki ayırım (sağ taraf iyi yarısı, sol taraf kötü), bulutlu havalarda incelen üst dudağım, gölgeler uzadığında derinleşen çukurcuklar, düşünceli olduğum zamanlarda belirginleşen iki simetrik alın kabartısı. İnsanın kendi sesini farklı duyması gibidir belki de.

Bu ben değilim. Başka türlü söyleyecek olursak: bunu “ben” yapan nedir, nasıl bir sürekliliktir, neler değişse de “ben” olmayı sürdürür, hangi noktadan sonra –varsa öyle bir nokta- “ben” olmaktan çıkar? “Tıpkı ilkokuldaki hali”m, ergenlik aşamasında allak bullak olmuş, yeniden yerine yerleştiğindeyse ek olarak babamdan yadsınamayacak izler yüklenmiş. Ne zaman kendime benzemekten çıkacağım peki? Saçlarım tamamen döküldüğünde, burnum yaşlılıktan iyice büyüdüğünde, yanaklarım epridiğinde, gözlerimin üstü sarktığında, gözlerim de bulanıklaştığında, “ben”, artık yalnızca “ben”im hayaletim olmayacak mıyım?

Wittgenstein ve Platon'un birbirlerine sataştığı bir konu vardır ya: her bir masayı Masa yapan, “Masa” dendiğinde her insanın aklında canlanan şey nedir, nasıl tanımlanır. “Cem”in tanıdığım ve tanımadığım insanların aklında nasıl birer imgeye denk geldiğini, bu imgeler arasındaki farklılıkların, bu insanların kişilikleriyle ve onlarla olan ilişkimin doğasıyla nasıl bir bağlantı gösterdiğini merak etmişimdir.

Hangisi gerçek, asıl, bellekte kalması, temsil etme yetkisine sahip olması gerekeni? Belki de daha ona ulaşmadım - 40-50 arası bir yaşı beklemek gerekecek bunun için belki de. Ola ki yaşarken değil, çünkü bu dünyanın güncellik merakıyla ben baş edemem tek başıma; ama öldükten sonra, tümüyle unutulup gitmemem halinde, kapsamlı bir edebiyat ansiklopedisinde ufak da olsa bir resmim kullanılacaksa, bu hangisi olacak?

Ve bu neyi değiştirecek? Beni okuyan birileri kalmışsa, olacaksa, bu resimden daha neyi okuyacaklar? Ben, ne okumalarını isterdim?

Nasıl durduğu değil, nasıl değiştiği önemli oysa. Dediğim gibi, dinamik süreçler toplamı olarak, yani zaman içinde tanımlanmalı; tanım, tanımın nasıl değiştiği üzerine kurulmalı. Bu süreçlerin özerkliği, onu kendi yaşamı ve ölümü olan bir canlı yapmaya yeter. Beden kurumuşken , o bütün “can”ın merkezi haline gelebilir. Beden yaşamayı sürdürürken o çoktan ölmüş olabilir. En azından: gidebilir.

Gitmişliği vardır.