|
|
 18
mart 2003
pano:
kitap-lık dergisi
nisan sayısında "deneysel edebiyat"
dosyası yapıyor; enis batur, güven turan,
levent şentürk, matei calinescu ve patricia
waugh'dan yazılar var. ben de genel bir giriş
yazısı yazdım, deneysel kaç çeşittir,
nasıl olur üzerine. salataya buyrun.
şefin salatası:
“Yazınsal
Bilgi”yi Geliştirme Biçimi Olarak Yazınsal
Deneyler
“Deneysel yazın” kuşku
uyandıran bir terim – “sahici” olması
gereken birşeyle oynanır mı, deney yapılır
mı? Anlatılacak şey öylece, kendiliğinden
akıp gelmez mi yazarın içinden? “Auteur”
romantisizminden kaynaklanan bir seraba benziyor
bu daha çok – nasıl yazdığını
düşünmeden yazan, hatta iyi yazan yazarlar
kuşkusuz var, ama “bunu nasıl anlatsam?”
diye düşünenler herhalde daha çoktur – bu
soru bir arayışı özetler, az bir cesaretle de
arayış, deneye dönüşebilir.
Deney yapmak, öte yandan,
yazarın başını o kadar döndürebilir ki,
biçimsel buluşlarıyla yetinmeye, bunları
değerlendirmesine vesile olacak içerikler
aramaya, hatta kimi zaman böyle bir içeriği
doğru dürüst oluşturmadan “biçim”in
hatırına okurun önüne yarı çıplak
çıkmaya yöneldiği görülebilir.
Yazarların çoğu, tarih
boyunca, küçük ya da büyük deneylere
girişmiştir. Yazın, başka şeylerin
yanısıra, bir “bilgi” alanı – hem
teknik, hem ontolojik, hem de fenomenolojik
anlamda; dolayısıyla bu bilginin deney ve
arayış yoluyla geliştirilmesi mümkün - hem
neyin nasıl yazılabileceği konusunda, hem
bizzat yazma ediminin varoluşsal anlamı
konusunda, hem de okuma edimini
gerçekleştirirken yaşananlar anlamında.
Burada sistematik bir pozitivizmden söz
etmediğimi belki de vurgulamam gerek.
metnin
tamamı için tıklayınız.
|