|
|
 26 ağustos 2003
pano:
dinleme malzemelerinin
ulaşılamaz olmasından dolayı şikayetler
alıyoruz site yönetimi olarak. yakın zamana
kadar buna bir çözüm bulamamıştık, teknik
sorunlar vardı, ev sahibimiz ses dosyalarına
izin vermiyordu. ttnet'le yapılan
görüşmelerin olumlu sonuç vermesi sayesinde
yakında bu parçalar hizmete girecek, belki
bazı gitar parçaları da eklenecek. saygıyla.
bu haftanın salatasında,
"aries"in son sayısı için
yazdığım yazı var, "exit"
kavramıyla ilgili.
şefin salatası:
Yazınsal Yapıttan
Çıkış Yolları
Başlangıçların büyüsü,
gizemi, çekiciliği – nasıl adlandırılırsa
adlandırılsın, birşeyin nasıl başladığı,
neredeyse varoluşsal bir önem taşır;
bilme/ayrıştırma düzeyinde de hatırı
sayılır bir merak uyandırır hep. Yazınsal
yapıt söz konusu olduğunda bu özellikle
böyle – yaratım sürecinin nerede, nasıl
başladığı bile kendi içinde bir inceleme
dalı. Bu da doğal – bir yapıtın
başladığı yerden, ilk sayfadan, “giriş
kapısı”ndan çok daha önce başladığı bir
sır değilse de, “yaratıcılık”ın bir
olgu olduğunu düşünenler, bu kavramı sıkı
sıkıya tanımlayabilme, sınıflandırabilme ve
farklı insanların, farklı alanların
yaratıcılık biçimlerini karşılaştırabilme
adına “ilk başlangıç” anını saptamada
hep büyük zorluklarla karşılaştı ve hiçbir
zaman, yeterince analitik bir bakışı mümkün
kılacak kadar dağıtamadı yaratma sisini.
Tanrıya yakın durduğu an insanın – bu
söylemin kendisi, sisi kesifleştiren, meşru ve
hatta istenir kılan etmenlerden biri. Yaratıcı
olduğu varsayılanların çoğu, ister istemez
katkıda bulunuyor bu “mist”isizme –
kişinin kendi içindeki yaratma sürecini tam
olarak, bütün ayrıntılarıyla yakalaması,
bilincinde olması çoğu kez mümkün
olmadığından, kimi zaman da yaratıcı, bu
gizemi kuşanmayı bizzat istediğinden, birinci
elden tanıklıklar, gösterdiğinden fazlasını
gizleyebiliyor.
Başlangıçlarla
karşılaştırıldığında bitişlerin sönük
kalmasının nedenini belki de bu
“tanrısallaşma etkisi”nde aramak gerek –
tanrıların performans ölçütleri arasında,
evreni ve dünyayı nasıl yarattıkları her
zaman vardır, bir kez yarattıktan sonra neler
yaptıkları da genellikle vardır, ama nasıl
bitirecekleri, betimlense bile performansın
değerlendirilmesinde bir ölçüt olarak
kullanılmaz. Oysa kullanılması beklenmez mi
– bir yaşamın gerçek anlamı, ancak yaşam
tamamlandığında doğru bir çerçeveye
oturmuyor mu? Nasıl başlarsa başlasın, her
hikayeyi gerçekte belirleyen şey, nasıl
bittiği değil mi? (Çelişir gibi gözüken bir
ifade için bkz. aşağıda, Sonun uçuculuğu.)
Yazınsal bir yapıtı
yazmaya başlamaya karar vermek ve başlamak,
kuvveden fiile geçmek üzerine kafa yoran Edward
Said'in, Beginnings gibi oylumlu bir
çalışmayı tamamladıktan sonra bir de Endings
yazmaması şanssızlık – bir yapıttan nasıl
çıkılacağına karar vermek ve bu çıkışı
gerçekleştirmek, azımsanmayacak denli ilginç
ve karmaşık süreçler barındırıyor.
“Yapıtını bitirmek üzere olan yazar” ruh
hali ve bunun tarihsel yansımalarına bakmanın
yararına inanıyorum
yazının
devamı için tıklayınız.
|