| "Kunduracı"
Olarak Yazar Sartre'ın
"Yazarın Sorumluluğu"
başlıklı makalesinin temelini,
meslek erbabı/insan ayrımı
oluşturur: herkes herşeyden
sorumludur, ama insan olarak; bir
kunduracının kunduracı olarak
sorumluluğu, sağlam
ayakkabılar yapmaktan ibarettir
örneğin. Şairler de benzer bir
konumu paylaşır: "bir
şaire, şair olarak, insanlıkla
ilgili sorumluluklarını
yadsıdığı suçlaması
yöneltilemez. Yalnızca şair
olarak kaldığı, yani aynı
zamanda insan olarak sahip
olduğu sorumlulukları
üstlenmediği suçlaması
yapılabilir, ama şair olarak
toplumsal bir mücadeleye ya da
bir yapılanmaya angaje
olmadığı suçlaması
yöneltilemez."
Yazarlara
gelince iş değişir öte
yandan. Sartre'a göre yazar,
sözcükleri kullanarak
birşeyleri değiştirmek isteyen
kişidir, çünkü yazma edimi
aynı zamanda adlandırma
edimidir de; varolagelen bir
toplumsal duruma "ırk
ayrımcılığı" adını
verdiğiniz andan itibaren,
hiçbir şey eskisi gibi olamaz.
"Dolayısıyla," der
Sartre, "eğer bir yazar,
dünyanın herhangi bir
görünümüne ilişkin olarak
susmayı yeğlemişse, ona şunu
sormak hakkımız vardır: neden
bundan değil de şundan söz
ettin? Ve madem ki değiştirmek
için konuşuyorsun –çünkü
başka türlü konuşmak mümkün
değildir- neden şunu değil de
bunu değiştirmek
istiyorsun?"
Buradan
bir sıçrama yapar Sartre:
"Eğer bir yazar edebiyat
yapıyorsa, yani eğer
yazıyorsa, bu, özgürlüğün
her zaman tehdit altında
bulunduğu bir dünyada,
özgürlüğün olumlanmasını
ve özgürlüğün çağrısını
sürdürme işlevini
yükümlendiği içindir."
Yalnızca özgürlüğe
çağrıda bulunmak da yeterli
değildir; genel, soyut,
"ebedi" bir
özgürlükten değil, gerçek,
somut, "güncel"
özgürlüklerden söz etmek,
bunlar adına talepte bulunmak
gerekir. "Değiştirmeyi
düşünmeksizin özgürlüğe
çağrıda bulunmanın, bunu,
sadece güzel bir eser
karşısında özgürlük bir an
için kendi kendisinin tadını
çıkarsın diye yapmanın bir
adı vardır: Sanat için sanat
yapmak."
***
Sartre'ın
savunduğu konuma karşı
birbirine bağlı iki itirazım
var:
Bir.
Edebiyatın yazma edimine
indirgenmesine ve siyasal alana
bağımlı ve sınırlı
kılınmasına karşıyım.
Sartre belli ki şiiri heykel ya
da resim gibi bir sanat dalı
sayıyor, ama edebiyatın geri
kalan kısmını, yani kurmaca
olsun olmasın bütün düzyazı
türlerini, kendi içinde bir
amaç olarak değil, başka bir
amaç için araç olarak
görüyor. Romanın ya da
öykünün bunu hak etmek için
ne yapmış olabileceğini
bilmiyorum. Edebiyat sözcükleri
peşisıra dizmekten ibaret
değildir ve siyasal olmayan
işlere de yaradığı vakidir.
Eğer amaç özgürlüğe
çağrıda bulunmaksa (ki meşru
amaçlardan yalnızca biri
olabilir bu), bu pekala diğer
sanat türleri kullanılarak da
yapılabilir. Değişim yaratma
peşinde koşan, yalnızca
yazarlar değildir kaldı ki. En
gelenekçi sanatçılar bile,
kendi varoluşlarını haklı
gösterecek bir değişim
yaratmanın peşindedir. Sartre
bu çağrının yalnızca
sözcüklerle yapılabileceğini,
edebiyatın da sözcük
kullanmaktan başka bir şey
olmadığını, kabul edilemez
bir şekilde savlıyor.
İki.
Sartre'ınkisi konjonktürel bir
sav. Bugün bunu rahatça
görebiliyoruz tabii – Sartre
yaşıyor olsaydı, yazarlara
yüklediği sorumluluğu onlardan
çok sinemacılara ve belki de
pop şarkıcılarına yüklerdi.
Bir çağrı yapacaksanız, sesi
en çok çıkan borazanı
kullanırsınız herhalde.
Fantastik bir örnek: eğer
ayakkabıların iç tabanlarına
yazılan siyasal mesajların
yaygın dolaşımda olduğu bir
toplumda yaşasaydık, bu
sorumluluğu kunduracılara
vermemiz gerekecekti demek ki.
Demek ki yazarın yazar olarak
sorumluluğundan söz etmiyor
Sartre. Belli bir tarihsel (ve
gerçek) konumda, arzulandığı
düşünülen siyasal
değişimleri gerçekleştirecek
araçlara sahip kişilerin (ya da
meslek gruplarının) bu
araçları "gerektiği
gibi" kullanmalarından söz
ediyor.
***
"Kunduracı
olarak yazar"ın, yani
meslek erbabının
sorumlulukları nelerdir
öyleyse?
1.Yazarın
kendine karşı sorumluluğu.
Her yazar, kaç yazdığını
bilmeli ve ona göre
davranmalıdır. Yazdığı
kitaplarla oluşmakta olan
kimliğini iyi tanımlamalı,
buna ters düşecek
davranışlardan sosyal
yaşamında kaçınmalıdır.
2.Yazarın
Edebiyat'a karşı sorumluluğu. Her
yazar, Edebiyat birikimine
neresinden eklemlendiğini
bilmeli, bunu bilebilmek için de
önce bu birikimi yakından
tanımalıdır. Yazmadan yazar
olunabilirse de okumadan yazar
olunamaz.
3.Yazarın
kalemine karşı sorumluluğu.
Yazmak bir beceri işi
olduğundan, her yazar bu
beceriyi olabildiğince
geliştirmekle, gerekli
egzersizleri yapmakla ve kalemine
"ajilite"
kazandırmakla yükümlüdür. Bu
egzersizlerin boş mideyle ve
dolu kafayla yapılması en iyi
sonuçları verir.
4.Yazarın
İmgelem'e karşı sorumluluğu.
Hiçbir yazar İmgelem'e ihanet
edemez, onun kulu-kölesi
olmaktan imtina edemez. Bizi
düş kurmak yükseltecektir.
5.Yazarın
Gerçek'e karşı sorumluluğu.
Her ne kadar yalan söylemek
üzerine kurulu bir meslekse de
bu, yazarlığın satırarası
raconu, Gerçek'in, en azından
bazı gerçeklerin ne olduğu ya
da olabileceği konusunda, gece
herkes yattıktan sonra
araştırma yapmayı içerir.
6.Yazarın
ölümünden sonrasına karşı
sorumluluğu. Her yazar,
aksi kanıtlanana kadar kendini
ölümsüz sanmakta serbesttir.
Bu yüzden de kendisinin etrafta
bulunmayacağı bir gelecekte
adının anımsanması ve
kitaplarının dolaşımda
kalmasının sağlanması için
gerekli önlemleri alabilir,
gazetelere tarihli ilanlar (ve
hatta eleştiri yazıları)
verebilir.
7.Yazarın
Zamanın Koşulları'na karşı
sorumluluğu. Her yazar,
bastığı yerleri toprak diyip
geçmemek, kendi yaratım
sürecinde yararlanabileceği
(reel ya da metaforik olarak)
gelişmeleri ve genel anlamda
Teknik'i izlemek zorundadır.
Kullanır kullanmaz o ayrı
mevzu.
8.Yazarın
tanıdıklarına karşı
sorumluluğu. Eski
karılarınıza laf sokmak için
roman yazacaksanız, hiç
değilse adlarını değiştirin.
9.Yazarın
diğer yazarlara karşı
sorumluluğu. Model
çalmak serbesttir, ama
sorulduğunda kaynağın adını
zikretmek efendice olur.
10.Yazarın
yayıncı, kitapçı ve
kütüphanecilere karşı
sorumluluğu. Lütfen
dosyalarınızı bilgisayar
çıktısı halinde,
pullu-adresli bir zarf içinde
teslim ediniz. Adınıza imza
günü düzenlenmişse gidiniz.
Arka kapağa kitabınızın hangi
rafa gireceğini belirtiniz,
künye sayfalarını özenle
hazırlayınız, sahte ISBN
numarası verme gibi numaralara
başvurmayınız.
11.Yazarın
okuyucuya karşı sorumluluğu. Vardır.
|