| r
e.b.'ye
çok
fazla kitap yığılmıştı
dünyaya, çok fazla yazı,
kağıtta kayıtlı haddinden
fazla söz - nefes almak
güçleşmişti. bu yığına
çok katkıda bulunmuş
yazıcıdan çıktı o
ışıltılı ve nefes açıcı
beyin salgısı, bizzat üstlendi
silicilik işini; "yeni
edebiyat" bu olacaktı,
sanatçının kimliği, yok
etmeyi seçtiğiyle
oluşmalıydı bundan böyle.
söz konusu yazıcının kendi
yapıtına öncelik tanıması
kaçınılmazdı, ahlakı
sağlamdı, ancak bunun akabinde
"öteki" yapıt
yığınını yok etmeye
başlayabileceğini bilmezden
gelmezdi. yetecek ölçüde
gittiğinde şunu da anladı:
yetmeyecekti yapılmışı
silmek, zamanı yetse bile.
"temel taşı" dizgesi
ayakta kaldıkça yeni yapıt
yapımı kaçınılmazdı,
dünyada onca yapı ustası, onca
kalfa-çömez bekleşmekteyken.
öyleyse kaçmayalım, dedi
sabahın sesiyle uyandığında:
alfabeden eksiltme vakti, tek ses
ya da im kalmayana dek, uzun yol.
işe kendi adından başladı,
yalnızca kısaltılmışını
kullandı o günden öteye.
yanına belli sayıda iyi adam
lazımdı, savaş kanlı
geçecekti, neyse ki alfabesi
doğuştan yek ses eksik cenkçi
sayısı büyüktü ülkede
(nedense o ülkenin diline
özgüydü bu sesi sesleyememe
kabahati). ilk hedef de o ses
oldu zaten.
|